Sepet

(0)

0 TL.

Resim Nedir ?

Duygu ve düşüncelerin çizgi, hareket, renk ve tonlarla kağıt, bez, mukavva, ağaç vs. yüzeyler üzerine kalem ve boyayla ifade edilme sanatı. Plastik sanatlar içinde önemli yeri olan resim, günümüzde yaygındır. Formları siyah-beyaz olarak veya renk ve çizgiyle iki boyutlu satıh üzerinde tasvir edilen şey, diye de tarif edilmektedirresim Duvar afişleri, reklamlar, kitaplar, endüstriyel yiyecek ve giyecek maddelerinin yazı ve resimleri resim sanatının içindedir. Tanınmış kimselerin resimle anlatımı, tarih içinde, zaman zaman çok rağbet görmüştür. Matbaanın keşfinden önce yazılan el yazması kitaplar, resim ve tezyinatla süslenerek zenginleştirilmiştir. İnsanlığın ele geçen en eski izleri olan mağara buluntuları arasında dikkati en çok çeken Kuzey İspanya, Güney Fransa mağaralarındaki duvara yapılmış, renkli hayvan resimleri, av sahneleri ve tabiata ait resimlerdir. En eski resimler İspanya’da Altomıra Mağaralarında 15.000 yıl önceye ait olduğu sanılan duvar resimlerindeki bizon (boğa figürü) resimleri olarak bilinmektedir. Bazı insan toplulukları resmi, bir anlatma vasıtası olarak kullanmışlardır. Haberleşmede kullanılan resim yazılar (hiyeroglif), sonraları biçimlerini değiştirerek harf ve rakam şekillerini almışlardır. Bu resimler, kömür haline getirilmiş odun ve kemik parçalarının kalem olarak kullanılmasıyla çizilmiş ve bazıları da sert cisimlerle kazınarak yapılmıştır. Renk olarak tabii boya olan toprak boyalar kullanılmıştır. M.Ö. 3000 yılından beri Mısır’da, mezar odalarını ve duvarlarını, ölünün gündelik hayatından alınan resim kesitleri ve temsili tasvirler kaplar. M.Ö. 600 sıralarında ise papirüsler üzerine yapılan en eski minyatür sayılabilecek resimler kazılarda meydana çıkarıldı.

Klasik Yunan devrinde (M.Ö. 400) resim tasvir sanatı olarak kabul edildiğinden bunlar da duvar resimleri yaptılar. Tahta parçaları tebeşirle astarlandıktan sonra fırça ile tempera tekniğinde resim yapılıyordu. Ortaçağda Bizanslılarda, renkli taşların yan yana dizilerek yapılan mozayik resmin yanında, freskler de önemli duvar süslemesidir. M.S. 4. yüzyıldan itibaren parşömen üzerine altın, gümüş, yaldızlı çeşitli renkli kitap resimleri yapmışlardır. İkon adı verilen tablo halindeki Hıristiyanlığa ait dini resimler ortaçağda etkilidir. Beşinci yüzyıldan beri İrlanda ve Anglo Saksonlarda; 7. yüzyıldan sonra da Avrupa’da kitap minyatürleri en önemli ifade vasıtası olmuştur. Ortaçağ resminde, altın zemin üzerinde, mekansız, ağırlıksız figürler, tabiattan uzak, dini, mistik hava içindeyken, yavaş yavaş tabiata yaklaşma başladı. Ortaçağın sonlarında Giotto adındaki İtalyan ressamı, tablolarında konunun yeri, perspektif, açık-koyu gibi unsurları işleyerek "resmin babası" ünvanını kazanmıştır. Yeniçağın resim sanatına, Fransızcada "yeniden doğuş" anlamına gelen rönesans adı verilir. Bu çağın hazırlanışı, gelişmesi uzun sürmüş, fakat uyguladığı kurallar resim sanatının temeli olmuştur. Rönesans sanatının en güçlü sanatçıları Leonardo da Vinci, Michel-Angle, Raphael’dir. Masaccio, Floransa çığırını ilerletmiştir. mekan içinde gösterilen, hacim kazanan insan anatomisi inceden inceye işlenmiştir. Parlak renkleriyle Uccello, zarif figürleriyle Fıa Angelico, hayal dünyasını yansıtan Boticelli, devrin insan ve kıyafetlerini resmetmekte Ghirlandajo meşhurdurlar. Leonardo da Vinci ile Raffaello’da dengeli geometrik bir bütün, kompozisyonda esastır. Raffaello dini konular yanında, antik dünyaya ait resimler de yapmıştır. Tiziano, Giargione, Tinterretto ışıkları yansıtan sıcak renkleriyle ayrı bir üslup geliştirmişlerdir. Kuzey memleketler sanatına Rönesans geç girmiştir. Flamanlardan Hubert van Eyck ile kardeşi Jan van Eyck (M.S. 1400) yağlı boyayı geliştirdiler. H. Bosch ile başlayan "hikayeci resim" Hollanda’da Pietor Boughel ile gelişti. Kuzey resminde daima ifadeye önem verilmiştir. A. Dürer (Alman), sade ifade kudreti üzerindeki başarısı ile tanınır. M. Grünewald (M.S. 1500) resimde renk ve fadeyi sembolik değerlerle kuvvetlendirdi. H. Holbein portreleriyle ün saldı.

Lümünistik sanat:
Rembrant ve Titien, yeni bir görüşle kendi anlayışlarına uygun tablolar yapmaya başladılar. Göstermek istedikleri kısımları aydınlatıyorlar, diğer yerleri de gölgeler içinde bırakıyorlardı. Bu tarzda çalışan ressamlar lümünistik sanat (ışık-gölge) grubunda yer aldılar.

Barok sanatı:
Rönesansın dış yüze ait kompozisyonları, ışık-gölge oyunlarıyla hareketlenen renk kütlelerine yerini bırakır. Mekanda göz derinlere çekilir. İspanya’da El Greco (1541-1614) mistik havada dini resimleriyle; Velazquez (1599-1660) portreleri ve tarihi resimlerine ışık katarak hareketlendirdiği mekanlarıyla barok ustasıdırlar. Ruisdael, Hobbema gibi Hollandalı ressamlar, Rembrant gibi, manzara resmine duygulu bir üslup kazandırmışlardır.

Romantizm (duygusallık):
Romantizm resimanlayışı, konuları daha çok duygusal yönden ele aldı. Genellikle peyzaj ve toplum yaşayışını ele alan bu grubun ressamları tabiat ve insanları belirtmeğe çalışmışlardır. Delaecoix, Corot, Goya başlıca ressamlardır.

Bu akımdan önce konular, saray ve saray yaşantıları, portreler ve en güzel manzaralar dikkatle seçilip işlenirdi. Tabiatı olduğundan daha güzel ve yüksek göstermek gelenek halini almıştı. Millet, Courbet, Davmier halkın yaşayışlarını konu alıp, hayatı ve tabiatı olduğu gibi yansıtmışlardır. Realizme göre; gerçek, güzel olan şeydir.

Empresyonizm (İzlenimcilik):
Yeniliklerin hareket noktası sayılır. Empresyonistler tabiattan aldıkları konuları resimliyorlardı. Açık havaya, kırlara çıkan ressamlar, her an değişen ışık ve gölgeleri, tabiatın canlılığını küçük fırça vuruşlarıyla, renk halinde geçiriyorlardı. Mesela ağaçların yeşil rengi öğle üzeri daha parlak, daha canlı görüldüğü halde akşama doğru koyu renkte ve donuk görünür.

Bu akımın sanatçıları açık havada çalışmaya önem vermişlerdir. Çünkü aradıkları canlı ve temiz renkleri gün ışığının parlaklığında bulmuşlar, koyu ve karanlık renklere resimlerinde yer vermemişlerdir. Renk, ya olduğu gibi veya değerini düşürmeyen başka renkle karıştırılmıştır. Işıklar sarı, turuncu, kırmızı tonlarında aranmış, gölgelerde bunların zıtları olan mavi, mor, yeşille boyanmıştır. Böylece renkleri kirletmeden eşyanın hacim etkisi sağlanmaya çalışılmıştır. Konular da değişiyor, artık her türlü tabiat parçası bir konu olabiliyordu. Saf renklerin önem kazanması ile resim gene dış yüzün işlenmesine dönüyordu. Empresyonizmin ileri gelen temsilcileri; E. Manet, Ey. Degas, P. Renoir, C. Monet, P. Ceazanne ise daha objektif, daha sağlam şekiller vererek ekspresyonizme doğru adım atmış, daha geniş renk satıhlarına dönmüştür. P. Gauguin ile V. van Gogh, bu yolda ilerleyerek eserlerine ekspresyonizme yaklaşan sembolik manalar kazandırdılar. 1874’te Paris’te empresyonist ressamlar birleşerek ortak bir sergi açtılar. Monet’in "Güneş Doğarken İzlenim" adlı tablosu alay konusu oldu. Bu olaydan sonra izlenimcilik adını aldılar.

Ekspresyonistler (Anlatımcılık):
1901 yıllarında izlenimcilere tepki olarak doğdu. Bu akımda kişinin ruhi yaşayışı önem kazandı. Tabiat ikinci planda kalır. Bu akımın sanatçıları kendilerini boğan, ezen ızdırapları, haksızlıklara karşı olan isyanları yeni bir renk ve biçim görüşüyle anlatmak istemişlerdir. İnsan vücutlarını çirkin, yüzlerini korkunç yapıyorlardı. Çizgileri kaprisli, kullandıkları renkler ise cesaretlidir. İlk ustaları Van Gogh ve Munch; sonra Kırchner, Nolde, Rouault, Modigliani’dir.

Kübizm:
Kübist sanatçılar hayalin eseri olan bir düzen koymuştur. Saf geometriye dayanan kübizm, plastik küplerle düzenini kuruyorlardı. Kübizm de başlangıçta diğer sanat akımları gibi anlaşılmamış, alaya alınmıştır. Hemen hemen her akımla ilgilenen Picasso kübizmin de kurucularındandır. Birinci Dünya Savaşından önceki yıllarda Paris’te gelişmiştir. Braque, Gris, Liger bu akımın sanatçılarındandır.

Puvantilizm (Noktacılık):
Neo-empresyonizm (Yeni İzlenimcilik) diye de sanat tarihine geçmiş olan bu akım, Empresyonist görüşlerin etkisinde kalmış, bir bakıma onun devamı sayılır. Puvantalistler, bilimsel metotlarla renk karışımını uygulamışlardır. Gaye göz yolu ile renk karışımları sağlamaktır. Sanatçılar renkleri paletlerinde karıştırarak tuvale sürmüyorlar, onun yerine karışımın yapacağı renkleri yanyana küçük noktalar halinde koyarak bu etkiyi sağlıyorlardı. Mesela sarı ve mavi rengi, küçük noktalar veya kareler halinde yan yana sürüldüğünde uzaktan yeşil gözükür. Gözün bu aldanışı renklerde titreşim yapar, hoş bir görünüm de sağlar. Seurat ve Signac bu akımın başlıca sanatçılarıdır. fütürizm (Dinamizm-Hareket): 1909 yılında İtalya’da önce şiirde sonra da resimde çıkan, geçmiş ve geleneksel görüşleri reddeden bir akımdır. Fütürizmde yapılmak istenen şey, evrendeki hareketin bir anını tespit etmek değil, hareketin kendini duyurmaktır. Bu akıma göre her şey hareket halindedir ve değişmektedir. Bunlar daha çok fırtınalı denizler, son hızla giden otomobiller gibi hareketli konuları seçmişlerdir. Bellibaşlı sanatçıları Boccioni, Severini, Balla’dır.

Fovizm (Yırtıcılık):
H. Matisse 1905 yılındaki bazı ressamlarla birlikte eserlerini sergiledi. Bu resimlerdeki renkler hemen hemen hiç karışmamışlardı. Biçimlerde de derinlik yoktu. Ressamlar hiç bir kural tanımadan kendilerini duygularına vermişlerdi. Bir eleştirici sergiyi gezerken, eserlerin arasında klasik İtalyan üslubunda küçük bir heykeli görünce "Vahşiler arasında bir Donetello" demişti. "Bir tabloya bakarken onun neyi göstermek istediğini unutmak gerek." görüşü hakimdir. Böylece Fovistler olarak tanındılar. Matisse, Dufy, Vilamincle, Derain gibi sanatçılar bu akımdandır.

Dadaizm:
edebiyat ve sanatta bir akımdır. Birinci Dünya Savaşı sırasında 1916’da başlamış, Almanya ve Amerika’da ortaya çıkmıştır. Dadaizm, eski toplum hayatını, sanat ve kültürü topyekün yıkmayı hedef tutan bir akımdır. En ilgi çeken yönü sanata karşı çıkan bir akım olmasıydı. Temsilcileri Duchamp, Picabia, Arsenberg’dir.

Sürrealizm (Gerçeküstücülük):
Sürrealist ressamlar tabiatın mantıki görünüşünü değil, insanın şuur altında ve rüyalarındaki alemi göstermek istemişlerdir. Klee, Miro ve Salvador Dali bu dalda tanınmış isimlerdir.

Soyut (Müşahhas) resim:
Abstre veya Nonfigüratif diye de adlandırılan ve tabiat gürültülerine bağlı olmayan bir akımdır. Biçim ve renklere serbestlik tanıması sebebiyle heykeltraşlık, süsleme, dekor, kostüm, günlük eşyaların biçim ve renkleri bile soyut sanatın etkisi altında kaldı. Bu akımın gayesi çizgi ve renkleri düzenli bir biçimde yüzey üzerine yerleştirerek duygusal kompozisyonlar elde etmektir. Kandinsky ve Mondrian bu akımın temsilcileridir. Çağdaş resim alanlarının doğmasına etki eden faktörler:Gerçekleri arama tutkusunun uyanması; endüstrinin gelişmesiyle deney ve metodların önem kazanması; sosyoloji, psikoloji ve psikiyatri gibi ilimlerin ortaya çıkmasıdır.

Türklerde Resim
Üç dönemde incelenir: 1) İslamiyetten önce, 2) İslamiyet çağı, 3) Batı etkisinde Türk resmi. İslamiyetten önce: Türklerin resim tarihi Ortaasya’da yaşadıkları devirlere kadar gider. Çadır medeniyetine sahip Türk boylarından, günümüze fazla eser kalmamıştır. Halı, kilim, kumaş ve derilerdeki işlemelerle, kullanılan eşya ve silahların yüzeylerindeki motifler bu alandaki kabiliyetlerini gösterir. İslamiyetten sonra: Türkler, İslam dininin kabul edilmesinden sonra, heykel ve canlı resmin haram olması sebebiyle süsleme ve güzel yazı yazma yoluyla kıymetli eserler vermişlerdir. Selçuklular devrinde, süsleme sanatı, mimari yapılara girmiş, taş üzerine kabartma olarak yapılan bu çalışmalar insan, hayvan ve bitki motifleri süs unsuru olarak kullanılmıştır. Minyatür resimler, konularını devlet adamlarının savaş, tören, av ve diğer yaşayışlarından alır. Perspektif kurallarına uyulmaz. Işık ve gölgeye yer verilmez. Şekiller kendi rengine uygun olarak düz boyanır. Figürler kişilerin önemine göre büyük veya küçük yapılır. Süs motifleri de en ince ayrıntılarına kadar gösterilir. Minyatür resimde suluboya ve guvaş tekniği kullanılır. Osmanlılar zamanında minyatür alanında gerçek bir gelişme görülür. Bu işi yapanlara nakkaş denilirdi. On sekizinci yüzyılda yaşamış olan Levni, minyatür alanında en güzel eserlerini vermiştir. Batı Etkisinde Türk Resmi On beşinci yüzyılda, Gentile Bellini adındaki İtalyan ressamının İstanbul’a gelip, Fatih Sultan Mehmed Hanın portresini yaptığına dair söylentiler varsa da bu hiçbir tarihi kaynağa dayanmamaktadır. On sekizinci yüzyıl başlarında Üçüncü Ahmed Han zamanında Avrupa’dan İstanbul’a gelen ressamlar çalışmalar yapmışlar ve resimlerini Dolmabahçe Sarayında sergilemişlerdir. İnsan, hayvan resmi ve heykelcilik alanında hiçbir çalışmanın yapılmadığı Osmanlı Devletinde hat, nakış, oyma, kakma, tezhip, tezyinat kollarında birbirinden güzel eserler verilmiştir. Sanatın, bütün inceliklerinin ortaya konduğu bu eserler günümüzde hayranlıkla seyredilmektedir. Minyatürde ele alınan konuların yanı sıra, Batılı manada tuval resmi, tanzimattan sonra, askeri okullara resim dersinin konmasıyla başladı. Önceleri peyzaj, natürmort türde resimler yapılırken, sonradan figüre yer verildi. Şeker Ahmed Paşa, bu dönemin ilk ressamlarından olup Türkiye’deki ilk resim sergisini açmıştır. Sanayi-i nefise Mektebi (Güzel Sanatlar Okulu)nin kurucusu (1883) Osman Hamdi Bey (1842-1913) ise, aynı zamanda, Eski Eserler Müzesinin kurucusu olup, ilk defa müzecilik fikrini getirmiştir. "1914 Nesli, Çallı Nesli" diye tanınan, genç Türkiye Cumhuriyetinin resim sanatı kurucuları olarak bilinen İzlenimci ressamlar arasında İbrahim Çallı, Avni Lifij, hikmet Onat, Nazmi Ziya Güran, Feyhaman Duran, Namık İsmail, Sami Yetik, Ali Sami Boyar, Şevket Dağ sayılabilir. 1933’te Nurullah Berk, Zeki Faik İzer, Cemal Tollu, Elif Naci gibi ressamlar, "D Grubu"nu kurdular, soyut akımı ve diğer eğilimleri Türkiye’ye soktular. Halen, günümüz Türkiye’sinde soyut (müşahhas) ve figüratif bütün Batılı ürünler sergilenmektedir.

Resim Tekniği
Resim yapılış tarzına ve tekniğine göre başlıca iki çeşite ayrılır: İlki desen denilen ve sadece çizgilerle ifade edilen kara kalem resim; ikincisi boya resim, yani boyalarla ifadesini bulan resimdir. Desen, kara kalem dediğimiz çizgi resimler de iki çeşittir: Gölgeli ve gölgesiz desenler. Desende olduğu gibi çizgi veya gölge tekniğiyle resimler yapılsa bile, resim esas anlatım gücünü renklerle kazanır. Reklam maksadıyla yapılan afiş ve grafik çalışmaları buna örnektir. Boya resminde kullanılan malzemelerin başlıcaları; "mumlu boya, sulu boya, yağlı boya, guvaş, pastel, ekolin ve tempera"dır.

Gravür; resimleri bir tahtaya veya maden levhaya kazıyarak yaptıktan sonra kağıt üzerine, kumaş üzerine basma tekniğidir. Çinko ve taş baskı gravürleri meşhurdur. Günümüz endüstrisinde en çok serigrafi baskı (üzerine gerilen ipek şablon yardımıyla yapılan baskı) çok kullanılmaktadır. Resimde bir de fresk tekniği vardır. Resim taze ve ıslak bir kireç tabakası üstüne yapılır. Islak zemine sürülen toz boyalar, kireçle karışarak ayrılmaz bir bütün meydana getirir. Uzun süre dayanan duvar resimleri ortaya çıkar.

Resim Türleri
Konularına göre resim türlerini şöyle sıralayabiliriz:
a) Portre: Bir kimsenin tasviri, baş kısmı;
b) Figür: İnsan tasviri, insan ve hayvanı konu alan resim. İnsanda bütün vücut gösterilir;
c) Figüratif: Dış gerçeğin aynen tasviri. Soyut (müşahhas), abstre, nonfigüratif resmin zıttıdır.
d) Natürmort: Cansız nesnelerin (meyve, çiçek, alet vs.) resmi;
e) Enteriyör: Bina içi, ev içi resmi;
f) Peyzaj: Manzara resmi; konusu kır, tabiat olan resim;
g) Janr (genre): Günlük hayatı anlatan resim;
h) Şematik resim;
i) Reklam resimler;
k) Teknik resim;
l) Dekoratif resim;
m) Soyut resim;
n) Baskı resim.

resim
Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimleri Örnek: Konulu resim parçaları kendiliğinden ve doğru olarak yan yana gelivermiş, hikâye ortaya çıkmıştı. T. Buğra Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat

Fotoğraf
Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç Tören. Bir canlıresim için çizilenresimlerin her biri. TV Almaç görüntülüğünde, görüntülüğün üst satırdan alt satıra değin taranması sonunda oluşan görüntü İzleyicinin almaç görüntülüğünde gördüğü, izlediği görüntünün en ufak birimi. Film üzerinde çerçeve içinde yer alan fotoğraflardan her biri Öğrencilere gözlem, izlenim ve imgelemleri ile duygu ve tasarımlarınıresimle anlatabilme bilgi, beceri ve yetisini kazandırmak; sanat yapıtlarını değerlendirmek için gerekli ölçüleri kavramaları konusunda onlara yardımcı olmak; boş zamanlarını yararlı biçimde geçirmelerini sağlayacak güzel bir uğraşı alanını sevdirmek amacıyla türlü okul programlarında yer alan ders.
(en) Picture, frame, image, photographie image, film image, single frame,.
(en) Cartoon, drawing, 3-.
(en) Television picture (image).
(en) Picture.
(en) Pictorial.
(en) Figure.
(en) Drawing.
(en) Painting.
(en) Photo.
(en) İmage.
(en) İllustration.
(en) Tableau.
(en) Tablature.
(en) Dues.
(en) Effigy.
(en) Likeness.
(en) Pattern.
(en) Valentine.
(en) Photograph.
(en) Design.
(en) Photo fotoğraf.
(en) Toll.
(en) Duty.
(en) Fresco.
(en) Mosaic.
(en) Print.
(en) Art of drawing or painting pictures.
(en) İmpost.
(en) Ceremony.
(en) Plan.
(en) Chart.
(en) Drafting.
(en) Plotting.
(en) Draught.
(en) Graphic.
(en) Plate.
(en) Aspect.
(en) Device.
(en) Levy.
(en) Rate.
(en) Charge.
(en) Excise.
(al) Bild, Filmbild, Einzelbild, Vollbild, Aufnahme,
(al) Zeichnung, "Cartoon", 3-
(al) Fernsehbild
(fr) Photogramms, vue, cadre, image,
(fr) Dessin, "cartoon",
(fr) İmage de télévision

RESİM VE ÖZELLİKLERİ
Resim, Devlet kurumlarınca yapılan hizmetler karşılığında alınan paralardır. Vergi ve harçlar ile aynı anlamda da kullanılan resimler, kamu kurulularının belirli bir işi yapmaya yetki ve izin vermesi karşılığında alınır. Resim karşılığında faydalanılan hizmetin şekli farklıdır. Resim, ekonomik işlem sonucu ortaya çıkar. Harçlara benzeyen tarafı, kişiye özel karşılığının olmasıdır. Avlanma ve ruhsat resmi, trafik resmi, damga resmi, eğlence resmi resimlere birer örnektir. Resimlerin vergilere benzeyen yanı ise kanuna dayanılarak zorla alınmasıdır. Pul yapıştırılarak, damga basılarak, makbuz verilerek resimler ödenir. Yerel yönetim gelirleri içerisinde resimlere sık rastlanır

RESİM GELİRLERİ
Bir kamu gelir türü olarak "resim" de vergi ve harca benzemektedir. Resim karşılıksız olarak tahsil olunabildiği gibi; hizmetten yararlanmanın veya bir hakkın elde edilmesi bedeli olarak da tahsil edilebilmektedir. Hatta bazen tamamen vergi niteliğinde olan bir kamu geliri için de resim adı kullanılabilmektedir (Gümrük Resmi gibi). Harç daha ziyade genel bir kamu hizmetinden belirli kişilerin yararlanmalarında alınan takdiri bir bedel niteliğinde iken; resim belirli ve özel bir hizmete izin verme amacıyla bu hizmete talip olanlardan alınan bir bedel olmaktadır. Resim de bazen tamamen karşılıksız alınabildiği halde; bazen de belirli bir hizmetten yararlanma karşılığı alınabilmektedir. Örneğin, İthalde Alınan Damga Resmi karşılıksız olarak alınırken; Ulaştırma Alt Yapıları Resmi, hizmetten yararlanma, Avlanma Ruhsatı ise hak elde etme karşılığı alınmaktadır.

Resim Nedir? Resim Sanatı
Resim sanatı, özlem, duygu ve düşüncelerin belli estetik kurallar çerçevesinde iki boyutlu bir düzlem üzerine yansıtılmasına dayanan sanat dalı. Resimde hacim, mekân, hareket ve ışık etkileri, resimsel öğeler aracılığıyla elde edilir; bunlar biçim, çizim, Drawing, design, graphy renk, ton farklılıkları, doku özellikleri vb'dir. Öğelerin çeşitli biçimlerde bir araya getirilmesi resmin kompozisyonunu oluşturur. Renk, ışığın değişik dalgaboylarının gözün retinasına ulaşması ile ortaya çıkan bir algılamadır. Bu algılama, ışığın maddeler üzerine çarpması ve kısmen soğurulup kısmen yansıması nedeniyle çeşitlilik gösterir ki bunlar renk tonu veya renk olarak adlandırılır. Kompozisyon gerçek ya da gerçekdışı olay ve olguları anlatmaya, bir öyküyü betimlemeye ya da yalnızca soyut görsel imgeler yaratmaya olanak verir.

Eski kültürlerde toplum üretilecek resimlerin konusunu, tekniğini, biçimini, malzemelerini denetim altında tutar, yapıtların s niteliğini (örn. dinsel, bezemeci, eğitsel, eğlendirici vb) belirlerdi. Ressamlar yaratıcı bir sanatçıdan çok becerikli bir zanaatçı gibi görülürdü. Daha sonraları Uzakdoğu'da ve Rönesans Avrupası'nda bağımsız sanatçılar çıkmaya başladı. Bunlar yapıtlarının altına adlarını yazıyor, taşanında ve bazen de konu seçiminde söz sahibi oluyor, işverenleriyle (koruması altında çalıştıkları kişiler) kişisel ilişki kuruyor, toplumda saygı görüyorlardı.

19. yüzyılda sanatçıya sürekli bir çalışma ortamı sağlayan işverenler giderek yok olmaya başladı. Sanatçılar topluma yalnızca galeriler ve müzeler aracılığıyla ulaşabilir duruma geldiler. Artık yaşamlarını ödüllerle ya da devletten ve sanayi kesiminden aldıkları siparişlerle sürdürüyorlardı. Değişen bu ortam içinde sanatçılar kendi anlatım dillerini geliştirme, yeni ve alışılmadık biçim, malzeme ve teknikleri deneme özgürlüğüne kavuştular. Özellikle Batı sanatında egemen olan, geleneksel sınırları sürekli zorlama eğilimi, art arda yeni üslupların ortaya çıkmasına yol açtı. Sanatla ilgili yayınların artması, gezici sergilerin düzenlenmesi, sanat merkezlerinin kurulması da bu olguyu destekleyen başka etkenler oldu.

Resmin Öğeleri
Resmin biçimsel tasarımı çizgilerin, biçimlerin, renklerin, tonların, doku özelliklerinin anlatımcı bir düzen içinde bir araya getirilmesiyle oluşur. Renklerin ve imgelerin bir araya getirilmesi içerik açısından betimsel ya da simgesel anlamlar taşıyabilir. Ama bir duyguyu, uyumu, gerilimi ya da mekân, hacim, hareket, ışık gibi görsel kavramlan yansıtmada, içerikten çok renk ve biçimin ilişkisi önem kazanır.

Çizgi, içerdiği anlatım gücüyle resmin önemli öğelerinden biridir, ince, kalın, düz, kesik, doğru, eğri, dalgalı, kırık çizgiler yineleme ya da karşıtlık duygusu uyandırmak amacıyla kullanılır. Çizgilerin arasındaki alanların değişik renk ve tonlarla boyanması ise hacim, ağırlık, mekân içindeki konum, doku gibi nitelikleri belirler.

Biçim ve kütle de kompozisyonun oluşmasında önemli bir öğedir. Çocukların, içgüdüsel olarak gördüklerini geometrik biçimlerle ifade etme yöntemini Paul Klee ya da Jean Dubuffet gibi bazı çağdaş sanatçılar da benimsemiştir. Bir kare ya da daire, bakışı kendi merkezine doğru çeker. Bir ikizkenar üçgen sağlamlık duygusu uyandırır, buna karşılık tepesi üstünde duran bir üçgen dengesiz bir durumu belirtir. Elipsler, paralelkenarlar, dikdörtgenler süreklilik, durağanlık duyguları verir. Biçim ve kütleler arasında kalan boşluklar da kompozisyona katkıda bulunacak biçimde değerlendirilir.

Bir başka resim öğesi olan renk bir çok üslupta bezeme ve betimleme amacıyla kullanılmıştır. Üç temel renk kırmızı, mavi ve sarıdır; bütün öteki renkler bunların karışımlarından türer. İkincil renkler mor, turuncu ve yeşildir; bunların temel renklerle ve birbirleriyle karıştırılması çeşitli ara renklerin ortaya çıkmasına yol açar. Ton bir rengin görece koyuluk ya da açıklık derecesi ya da değeridir. Örneğin Rembrandt koyu, Claude Monet ise açık tonlar kullanmışlardır.

Her rengin bir de karşıtı vardır. Temel renklerin karşıtı, öbür. iki temel rengin karışımından elde edilen ikincil renktir. Buna göre kırmızının karşıtı yeşildir. Renkler tek başlarına ya da ikili üçlü kümeler halinde kullanıldığı zaman farklı etkiler yapar, olduklarından daha açık ya da daha koyu, daha sıcak ya da daha soğuk görünürler. Rengin karmaşık dinsel ya da simgesel anlamları herkesçe kolayca anlaşılmazsa da, bazı renklerin bileşimlerinin yarattığı uyum ve uyumsuzluklar herkes tarafından, farklı derecelerde de olsa algılanır. Ressamlar rengin bu ve benzeri özelliklerini bilinçli ya da içlerinden geldiğince kullanarak farklı görsel algılamalar, hatta yanılsamalar yaratır ve bunları bir anlatım aracı s olarak kullanırlar.

Nesnelerin yüzleri pütürlü ya da parlak, girintili çıkıntılı ya da düz olabilir. Bu özellik resmin dokusal niteliklerini belirler. Alm. Ellipse (f). Fr. Ellipse (m), İng. Ellipse. Verilen iki noktaya uzaklıkları toplamı sâbit olan noktaların geometrik yeri. Verilen bu iki noktaya “elipsin odakları” denir. Elips, aynı zamanda bir koni ile bir düzlemin ara kesitinden ibâret olan kapalı ikinci dereceden bir eğridir.

Hint ya da sezindirme, ima; belirti, isaret; yararli ögüt,ima etmek, dokundurmak, sezindirmek, çitlatmak İslam sanatı gibi bazı bezemeci sanat türlerinde doku, geometrik örgelerin yinelenmesiyle elde edilir. Batı sanatında ise, özellikle İslam, Allah'ın insanlara Hz. Muhammed (sav) aracılığı ile gönderdiği son ilahi dindir.

Arapçada seleme (Allah'a tamamen bağlanmak) kökünden gelen İslam sözcüğünün Türkçe anlamı "Allah'a ve onun buyruklarına kayıtsız şartsız inanan" demektir. Bu kelime aynı zamanda, Hz. Muhammed aracılığıyla ilkeleri bildirilen ve Müslüman adı verilen (Arapça İslamlığı kabul eden anlamına, müslim'den) 600 milyon insanı bünyesinde toplamış büyük bir dinin de adıdır.

ortaçağda doku, dökülmüş yapraklar, yağan kar ve kuşların uçuşu; gibi doğadan alınan örgelerin yinelenmesiyle verilir. Ortaçağ (Middleage)

Milattan Sonra 5. yüzyıl ve 13. yüzyıllar arasını kapsayan dilimin adı. Bu kelime 17. yüzyıldan beri Avrupa tarihi sözkonusu olduğunda, kullanılmaya başlanmıştır. Bu kavram, genellikle insanların öznel bilincinde biçimlendiği için kesin başlangıç ve bitiş noktalarından söz edilemez. Ancak, bütün bu nedenlere rağmen, tarih kitaplarında Roma imparatorluğunun bölünme tarihi (M.S. 395) yada son Batı Roma İmparatorluğunun düşüş tarihi (476) gibi Noktacılık tekniğinde kullanılan küçük fırça vuruşlarıyla elde edilen yüzeylerde de ışıltılı bir doku görülür. İki boyutlu bir yüzey üstünde hacim ve mekân duygusu uyandırabilmek için perspektif kurallarını uygulamak gerekir. İnsanlar nesnelerin kendilerinden uzaklaştıkça küçüldüğünü, paralel çizgilerin bir noktada kesişir gibi göründüğünü, düzlemlerin birbirine yaklaşır gibi olduğunu gözlemişler, bunu da kâğıt ya da tuvale aktarmaya çalışmışlardır. Buna karşılık çocuklar ve "ilkel" insanların mekân algılayışı bütünüyle farklıdır (bak. ilkel sanat). Onların resimlerinde nesneler birbirinden bağımsız birimler olarak ele alınır; her biri, onu en iyi anlatacak bakış açısıyla verilir; hatta görece önem taşıyan nesne ya da figürler ötekilerden daha büyük gösterilir. Aynı uygulama Rönesans öncesi Batı sanatında da bazı dinsel konulu resimlerde görülür.

Çok bakış açılı mekân anlayışı birçok resim üslubunda kullanılmıştır. Örrneğin Eski Mısırlılar figürün baş ve ayaklarını yandan, gözlerini ve gövdesini ise önden göründüğü gibi çizmişlerdir. Rönesans öncesi Avrupa resmi ile İslam minyatürlerinde de benzer bir derinlik uygulaması kullanılmıştır. Minyatürlerde dikey yüzeyler karşıdan göründüğü gibi, yatay yüzeyler ise plan biçiminde, sanki tepeden görünüyormuş gibi çizilir. Bu da minyatüre alışılmadık bir üst üste binmişlik duygusu verir.

19. yüzyılın sonlarına doğru Cezanne, Rönesans'tan beri kullanılan resim mekânını değiştirmiş, yatay düzlemleri eğik bir eksende vererek, dikey yüzeylerin resim yüzeyinde öne doğru çıkmasını sağlamış ve derinlik etkisini yüzeyler aracılığıyla yaratmıştır. Cezanne'ın bu uygulaması daha sonra kübist ressamlarca daha da ileriye götürülmüş, nesnelerin bütün yüzeylerinin görüntüleri birbirini izler biçimde verilmiştir. Günümüzde mekân yaratmada kullanılan bu algısal ve kavramsal yaklaşımlar bazen aynı kompozisyonda birlikte de yer alır.

Ressamlar çok eski zamanlardan beri iki boyutlu bir düzlem üstünde zaman ve hareket duygusu uyandırmaya çalışmışlardır. Bunların en bilinen örneklerinden biri dizi resimler, bir başkası ise, bir defterin yapraklarının çevrilmesinde olduğu gibi, birbirini izleyen görüntülerdir. Hem Doğu' da, hem de Batı'da sanatçıların bir öykünün çeşitli aşamalarını aynı resmin içine yerleştirdikleri görülür. Kübist ressamlar zaman duygusunu, ele aldıkları nesnenin içinde bulunduğu mekânla ilişkili olarak işlemişler, gelecekçiler de bu noktadan yola çıkarak ağır çekim filmlere ya da hareket halindeki bir nesnenin arkasında bıraktığı izleri de gösteren fotoğraflara benzer resimler üretmişlerdir.

Bir resmin tasarlanmasında çeşitli ilkeler uygulanabilir. Anlatılmak istenene göre simetrik olan ya da olmayan, derinlik duygusu güçlü ya da güçsüz olan, geometrik ya da doğal biçimlere ağırlık veren, ele aldığı nesneler arasında altın oran gibi ilişkiler kuran ya da kurmayan, gerilim yaratan ya da yaratmayan düzenlemeler yapılabilir.

Resmin Malzemesi Resimde çok çeşitli malzemeler kullanılabilir. Önce üstüne resim yapılacak yüzey belirlenir. Bu, kâğıt, karton, mukavva, kontrplak, ahşap gibi görece katı bir yüzey olabilir. Dokunmuş bir kumaş ya da muşamba gibi daha yumuşak bir yüzey de seçilebilir. Duvarlar, cam yüzeyler (vitray) ya da seramik (vazolar) üstüne de resim yapılabilir. Bir yüzeye, üstünde görünebilecek biçimde boya uygulanır. Boyalar bitkilerden, metal ve minerallerden, bazen de hayvanlardan elde edilebildiği gibi, yapay olarak da üretilebilir. İlk boyalar yanmış dal ya da kemik artıklarından yapılmıştır. Çini mürekkebi de isten elde edilir. Boyalar katı olarak da, su ya da başka bir sıvı içinde eritilerek de kullanılır. Uzun süre yumurta akı ya da şansı (bak. tempera) katılarak üretilmiş suluboyalar kullanılmıştır. Yağlıboya, ince öğütülmüş toprak boyalarla ketentohumu yağının (beziryağı) kolay sürülebilen bir macun kıvamına gelinceye kadar yoğrulmasıyla yapılan bir boya türüdür. Çeşitli suluboyalar da boyarmaddenin arapzamkı ve öd ile karıştırılmasıyla yapılır ve kullanılırken suyla yumuşatılır. Suluboya, uygulandığı yüzeyi tümüyle örten yağlıboyaya karşılık altındaki yüzeyin dokusunu ya da daha önce sürülmüş boyayı gösteren bir boya türüdür, fırça izi bırakır. Guvaş ise suda eriyen, çabuk kuruyan ve sürüldüğü yeri fırça izi bırakmadan örten bir boyadır.

Günümüzde yapay malzemelerden üretilmiş boyalar da kullanılır. Bunların en önemlileri boya tozlarının akrilik reçinelerle kanştırılmasıyla yapılanlardır. Yağlıboyanın bazı özelliklerini taşıyan bu boyalar çabuk kurudukları, fırça izi bırakmadıktan, mat ve sudan etkilenmeyen bir yüzey oluşturduktan, esnek, dayanıklı ve kolay temizlenebilir olduklan için seçilir. Kuruduktan sonra ve zaman içinde renkleri koyulaşmaz. Bu boyaların yanı sıra, görece katı çubuklar biçiminde üretilmiş çeşitli mumboya, pastel, renkli tebeşir türleri vardır. Alkolde ya da suda eriyen boyaların kullanıldığı keçe uçlu kalemler de bunlara eklenebilir. Boyaların resim yapılacak yüzeye uygulanma biçimleri de çeşitlidir. Hem yağlı, hem de sulu boyada kullanılan en yaygın yöntem boyanın fırçayla sürülmesidir. Bundan başka mala, ıspatula, sünger, merdane gibi araçlar kullanılır. Çeşitli püskürtme, akıtma, damlatma, fışkırtma, fırlatma yöntemleri de vardır. Kuru boyalar ise resim yüzeyinde iz bırakacak biçimde kâğıda sürtülür. Tüy, kamış, çelik uç gibi sert bir araç, sulu bir boyaya batınlır, sonra bir yüzey üstünde dolaştınlırsa, boya görece ince bir çizgi biçiminde yüzeye aktanlmış olur. Boyaların yüzeye uygulanması sırasında cetvel, gönye gibi yardımcı araçlar da kullanılabilir. Bir kompresör aracılığıyla boya püskürtmeye yarayan pistoleler günümüzde iyice küçülerek kalem gibi kullanılır duruma gelmiştir.

Tarihsel Gelişme
Resim sanatının, etkileyici bir anlatım aracı olmasının yanı sıra bezemeci yönünün de bulunması, tarihin en eski zamanlarında bile en yaygın sanat dallarından biri olmasına yol açmıştı. Hem Doğu'da, hem de Batı'da çok eski çağlardan beri resim yapılageldi. Sanat tarihçileri de resmin zaman içindeki gelişmesini ülkelere, dönemlere ve akımlara göre ayırarak incelediler, tekniklerine ve sanatçılarına ilişkin bilgiler verdiler. Sanat tarihinde rastlanan ilk resim örnekleri duvar resimleridir (bak. duvar resmi). Üst Paleolitik Çağdan (y. 4010 bin yıl önce) kalma mağara resimlerinden başlayarak bu gelenek Eski Mısır'da ve Ege uygarlıklarında da kesintisiz sürmüştü; daha sonra Rönesans'ta Mısırın ilk devirleri(4 binyıl-M.Ö.16. yy) Geç Minos ve Girit Kralı. Klasik mitolojide sertliği ve adalete saygısıyla ünlü Girit monarşisinin efsane kralı. Adından ötürü bu monarşiye Minoyen denmiştir. Mutluluk demek olan Minos adı, Firavun yada Ceasar gibi, belki de sadece hanedan ünvanıdır. Dante Alighieri'nin İlahi Komedya ( Divina Commedia )'sında cehennemde yargıçlık yapan şeytana verdiği ad. Dante Minos'a bu görevi veriyor. Miken uygarlıklarında vazo resmi ortaya çıktı. Bu dönemde çoğunda denizle ilişkili örgelerin işlendiği vazo resimleri en yetkin düzeye Yunan uygarlığının kırmızı ve siyah figürlü vazolarında ulaştı (bak. kırmızı figür tekniği; siyah figür tekniği). İÖ 500 dolaylarında vazo resminde Eksekias ve Amasis Ressamı gibi ustalar ortaya çıktı. Klasik dönemin sonlarına doğru İÖ y. 400'lerde vazo resminde bir gerileme başladı. Duvar resmi ise sürekli yeni tekniklerin denendiği yeni bir evreye girdi. Bu dönemde Apollodoros, Zeuxis, Apelles ve Parasios gibi ressamlar Yunan yapılarını bezeyen anıtsal duvar resimleri yaptılar. Roma döneminde de Etrüsk geleneğinin bir devamı olarak özellikle mezarların resimlerle bezenmesi yaygındı. Sonraları Pompei'de olduğu gibi evlerin duvarları da boydan boya öyküsel sahnelerin ele alındığı duvar resimleriyle bezendi. Roma'da portre geleneği her ne kadar heykel sanatındaki ileri düzeye erişemediyse de, dönemin ünlü kişilerini betimleyen tek ya da grup portre resimleri yapıldı. Erken Hıristiyanlık döneminde resim sanatı ancak 2. yüzyılın sonlarına doğru gelişmeye başladı Bu döneme ait örneklerin çoğu gene duvar resmi türündeydi. Genellikle dinsel konuların işlendiği bu resimlerle katakomplardan kiliselere kadar birçok yapı bezendi. Duvar resminin yanı sıra ilk örneklerine Roma döneminde rastlanan kitap resmi de özellikle dinsel metinleri bezeme amacıyla kullanıldı ve sürekliliğini Rönesans'a değin sürdürdü. Bizans sanatında ortaya çıkan ikonlar Doğu Hıristiyan sanatında kitap ve duvar resimleriyle birlikte bütün ortaçağ boyunca varlığını korudu; özellikle Rusya'da 15-17. yüzyıllar arasında Novgorod, Moskova ve Stroganov okulları Moskova okulu; Novgorod okulu; Stroganov okulu) çevresinde gelişimini sürdürdü.

Avrupa'da Karanlık Çağlar sırasında sanatta genel bir gerileme izlendiyse de duvar resmi geleneği bütünüyle yok olmadı; ama ağırlık kitap resmine kaydı ve çok sayıda resimli İncil yapıldı. Karolenj sanatı da kitap resimleri açısından önemli bir dönemdi. Charlemagne'ın kurduğu saray okulunda çok sayıda yazma üretildi. 11. yüzyılın ikinci yansında romanesk dönemle birlikte sanatta da yeni bir atılım görüldü (bak. romanesk sanat). Romanesk yapıların duvarına resimler yapılıyor, birçok ülkede de dinsel konulu yazmalar resimlerle bezeniyordu. 12. yüzyılda Konstantinopolis'ten ( İstanbul) birçok yazma, ikon ve pano resmi Avrupa'ya taşındı; bu da süregelen Bizans sanatı etkisinin artmasına yol açtı. Gotik dönemde Bizans etkileri sürerken, 13. yüzyılın ortalarında kitap bezeme, vitray, pano resmi ve freskte yeni bir anlayış kendini göstermeye başladı. Giotto gibi İtalyan, Hubert ve Jan van Eyck, Hugo van der Goes ve Rogier van der Weyden gibi Flaman ressamlar anıtsal yapıtlanyla geç gotik dönemin temsilcileri oldular. Bu ressamların yapıtlarında henüz klasik öğeler yoksa da, Bizans geleneğine göre daha yumuşak ve gerçekçi bir üslup geliştirdikleri ve böylelikle Rönesans sanatına bir temel hazırladıkları görülür. Rönesans resmi insanı merkez noktasına alıp onu hem gerçekçi, hem de ideal güzelliği içinde göstermeye çalıştı. Ama Rönesansı izleyen maniyerizm, klasik güzellik ideallerini bozdu, resimlere öznel bir gerilim, bir huzursuzluk duygusu katmaya yöneldi. Rosso Fiorentino, Jacopo da Pontormo gibi Floransalı sanatçılar bilinçli olarak Leonardo, Michelangelp ve Raffaello'nun uyumlu ve doğalcı tavırlarından uzaklaştılar. Bu dönemde Kuzey ülkelerinde henüz Rönesans geleneği sürmekteydi. Almanya'da Rönesans ilkelerini ilk uygulayan sanatçılardan biri Albrecht Dürer'di. Flandre'da bu üslubun en önemli temsilcisi Pieter Bruegel (Yaşlı) oldu. Gerek Flandre, gerekse Felemenk'te maniyerizm, İtalyan sanatının özelliklerini yansıttı. 17. yüzyılda gelişen barok sanat, maniyerizmin aşırılığına bir tepki olarak yüksek Rönesans ilkelerine geri dönüştü. Bu dönemde Carracci doğalcı üslubuyla, Caravaggio ise özellikle ton geçişlerinde uyguladığı yeniliklerle (bak. Çaravaggioculuk sanatçıları ile Camille Corot'nun yapıtlarında buldu. Manzara resmi de bu dönemde yetkin bir düzeye ulaştı.Batı'da modern sanat birçok uzman tarafından ) öne çıktılar. Barok sanat İspanya ve Portekiz'de de El Greco ve Francisco Pacheco'nun sanatında ifadesini buldu. Ribera, Caravaggioculuğu İspanya'da uygulayan ilk ressamdı. Flandre'da ise Rubens, İtalyan etkisinde bir barok sanatın temsilcisi oldu. 18. yüzyılın sonlarına doğru beliren yeniklasik üslup ise barok sonrası rokokonun aşın bezemeci yaklaşımına bir tepki olarak Klasik sanatın yalınlığını yeğledi (bak. klasikçilik), klasik temaları çizgisel bir yaklaşımla ele aldı. Yeniklasik akım yetkin düzeye Fransa'da çıktı; bu üsluba damgasını vuran sanatçı JacquesLouis David'di. 19. yüzyılda romantizm 18. yüzyılın materyalizmine karşı çıkarak duygusal bir bakış açısına yöneldi. Bu dönemde edebiyat yapıtlarından kaynaklanan resimler yapıldı; İngiltere'de William Blake ve OnRaffaellocular Fransa'da Eugene Delacroix bu akımın önde gelen temsilcileriydi. Gene aynı sıralarda gelişen gerçekçilik, nesne ya da olguları gerçek yaşamda olduğu gibi anlatmayı amaçlamıştı; akımın en önemli temsilcisi Fransız Gustave Courbet'ydi. Doğalcılık doğayı olduğu gibi betimleme eğilimiyle bir anlamda gerçekçiliğin uzantısı gibiydi. En güzel ifadesini Fransa'da Barbizon okuluizlenimcilikle başlatılır. 1870'lerin ortalarında Claude Monet ve arkadaşlarının geliştirdiği izlenimcilik, yüzyıllardır süregelen akademik tavra bir karşı çıkıştı. Anlık izlenimleri ışıltılı renklerle yansıtan bu akım 1880'lerde yeniizlenimciliğin divizyonizm tekniği ile yeni bir anlatım biçimine ulaştı. Paul Signac ve Georges Seurat'nın geliştirdiği bu akımda renkler, bilimsel özellikleri çerçevesinde kullanıldı. 20. yüzyılın başlarında Fransa'da foyistler , Almanya'da da Die Brücke ve Der .Blaue Reiter sanatçıları 4ışayurumculuk( Jf akımının en = önemli temsilcileri oldu. Dışavurumcu resimlerde görece kaba fırça vuruşlan, sanatçıların duygularını dile getirme aracı olarak kullanıldı. Kalın dış çizgiler, parlak renkler ve biçim bozmalar da bu akımın temel özellikleriydi. 20. yüzyıl akımlarının bir özelliği, ilkelerin genellikle tek tek sanatçıların atılımıyla belirlenmesi VJ; ardından, bir grubu sürüklemesiycli. Örneğin kübizm Picasso ve Braque'ın nesneleri parçalayıp sonradan bir araya getirme denemelerinin bir sonucuydu. Pürizm mimar Le Corbusier ve Amedeo Ozenfant'm, gelecekçilik Marinetti'nin, dadacılık Marcel Duchamp' in, gerçeküstücülük de yazar Andre Breton'un çevresinde toplanan sanatçılar tarafından geliştirilmişti. 1910'ların ortalarında Rusya'da ortaya çıkan ışıncılık, yapımcılık ve süprematizm akımlarıyla, aynı yıllarda Mondrian'm geliştirdiği öğecilik 20. yüzyılın ilk salt soyut akımları oldu.

II. Dünya Savaşı yıllarında Fransa'nın işgali, resim merkezinin Paris'ten New York'a kaymasına yol açtı. Savaş dolayısıyla Avrupa'yı terk eden birçok öncü sanatçı ABD'ye yerleşti ve 1940'ların ortalarında New York'ta soyut Dışavurumculuk|dışavurumculuğun oluşmasına katkıda bulundu. 1960'larda ve 1970'lerde ABD'de gelişen renk alanı resmi, hareketli soyut, pop sanat, foto gerçekçilik pop sanat ve minimal sanat gibi akımlar, temelde soyut dışavurumculuktan etkilenmiş, onun ilke ve tekniklerinden yararlanarak kendi özgün anlatımlarını geliştirmişlerdi. 1970'lerde kavramsal sanat ortaya çıktı. 'Sanat yapıtının somut bir ürün olmadığını, "kavramlar"dan kaynaklandığını savunan bu akım, gerek ABD'de, gerekse Avrupa'da birçok yandaş buldu ve farklı anlatım biçimleriyle etkisini 1980'ler boyunca sürdürdü. İlk belirtileri 1970'lerde görülen "yeni figürasyon" ise kavramsal ya da soyut yerine dışavurumcu öğelerin ağır bastığı figüratif bir eğilimdi. Eğilimlerin çok çeşitlendiği 1970'lerin ve 1980'lerin en göze çarpan niteliği, neredeyse her ressamın kendi başına bir akımın temsilcisi haline gelmesi oldu.

TEKNİK RESİM
Teknik Resmin Tanımı: Bir parçanın yapımı için gerekli olan bütün bilgileri eksiksiz olarak taşıyan resimlere teknik resim denilir. Teknik resim bu konudaki kabul edilmiş çizim ve kural metotlarını bilen ve uygulayabilen kişilerce çizilebilir ve okunabilir.Bu resimler serbest elle, çizim araç ve gereçleriyle veya bilgisayar ortamında çizilir. Teknik resmi çizebilmek ve okuyabilmek için, yazı, çizgi, geometrik çizimler, kroki, iz düşüm, görünüş, ölçülendirme, ölçek, yüzey durumları, toleranslar vb. konularda bilgi ve beceri sahibi olmak gerekir. Her türlü üretim işlerinde şekil, büyüklük ve açıklama bakımından resimlerin çizilmesi gerekir. Mimari, makine, tesisat, mobilya ve dekorasyon, elektrik, elektronik, vb. meslek gruplarında üretimin doğru ve seri olarak yapılabilmesi için meslek resimlerinden faydalanılır. Teknik resmin temel kuralları içinde her meslek çeşidinin kendine uygun çizilen resimlerine meslek resmi denir. Bu resimler teknik resim bilgisiyle çizilir. Teknik Resmin Endüstrideki Yeri: İnsanların birbiriyle iletişim kurma ihtiyacı, varolduğu zamandan günümüze kadar uzanan bir süreçtir. Resim de insanların duygu ve düşüncelerini serbest el veya özel aletlerle çizip anlatmak için kullandıkları iletişim yollarından birisidir. Çizilen resimler eşya, manzara veya hayal gücündeki anlatımları çizenin zevk ve anlayışına göre ifade ediyorsa, sanat resmi olarak tanımlanır. Resimler, eğer önceden belirlenmiş kurallar ve metotlar kullanılarak grafik olarak çizilmişse, endüstriyi ilgilendiren bir resim türü ortaya çıkar. Bu grafik anlatım şekli, (genel anlamda düşünce ve tasarıların ürünü olan şekiller veya cisimler) görünüş, ölçülendirme, çeşitli semboller vb. diğer bilgilerle desteklenir. Bu bilgilerin belirli bir düzen ortamında, kullanım kolaylığı, ucuzluk, sağlamlık ve estetik şartlarla anlatılma gerekliliği vardır. Açıklanan bilgileri üzerinde taşıyan çizimler teknik resimde bulunmaktadır. Teknik resmin tarihi gelişiminde milattan önce otuz yılına kadar geriye gittiği bilinmektedir. Endüstride kullanılan resimlerin daha basit ve açıklayıcı bilgilerle çizilme gereği duyulmuştur.Bu konuda ancak 18. yüzyıl sonlarında Fransız matematikçisi Gaspart Monge (1746-1818), 1795 yılında yayınladığı geometri kitabında, bir cismi, birbirine dik düzlemler arasında düşünerek üç boyutunun, bu düzlemler üzerinde iz düşüm olarak görülmesini sağlamıştır. Böylece bu gün kullandığımız iz düşüm kural ve metotlarının temeli atılmıştır.

Endüstriyel Teknik Resmin Önemi: Bir eşya veya makinenin her parçasının görevini yapabilmesi için, şekil, ölçü, yüzey durumu, malzeme, ısıl işlemler, vb. bilgiler bakımından araştırılması, üretilmesi ve montajının yapılması gerekir. Üretimi yapılacak parçalar, özelliklerine göre değişik atölyelerde bir çok kişinin elinden geçer. Bu kişilerin imal edilecek parçalar hakkında bilgi sahibi olması ve çizilmiş resmi anlaması gerekmektedir. Mühendis, konstrüktör, ve teknik ressamların tasarladıkları parça ve makinelerin, sağlamlık, ekonomiklik, estetik ve yapılabilirlik şartlarını taşıyabilmesi, ancak imalat bilgilerine sahip yetenekli ve tecrübeli kişiler tarafından teknik resimlerinin çizilmesiyle olur. Teknik resimler, çizilen şekillerin üzerine ilave edilen bilgilerle (teknik konularda ortak kurallar) anlam kazanır. Bunun için teknik resim teknikle ilgili bütün mesleklerin kullandığı ortak çizim grameri olarak kabul edilebilir.

Resim Nedir?
Resim; bir ifade ve anlatım vasıtası olan bir sanattır. Daha açıklamalı dille anlatırsak resim; duygu ve düşüncelerin gerek çizgi gerekse şekil ve renklerle ifadesidir. Bir ifade vasıtası olan resmin yapısında, anlatımında ressamı etkileyen bir takım felsefi görüşlerin varlığını da dikkate almak gerekir. Bunlardan en önemlileri ise ,

Klasizm
Rönesans sanat geleneklerine uygun resim yapma anlayışının hakim olduğu bir sanat akımıdır. Perspektif,ölçü, plan, kompozisyon ve ışık-gölge gibi ana kurallara bağlı kalınarak daha çok realist anlamda resim yapma olarak tanımlanabilir. Klasizm; Edebiyatta eski Yunan ve Roma sanatını temel alan tarihselci yaklaşım ve estetik tutumdur. Yeniden doğuş diye adlandırılan Rönesans döneminde gelişmiştir. Klasizmin temel öğeleri kendi içinde soyluluk, akılcılık, uyum, açıklık, sınırlılık, evrensellik, idealizm, denge, ölçülülük, güzellik, görkemliliktir. Yani bir eserin klasik sayılabilmesi için bu özellikleri barındırması gerekmektedir. Kısaca klasik bir eser, bir üslubun en yetkin ve en uyumlu ifadesini bulduğu eserdir. Klasizm temellerini Rönesans aristokrasisinden alır. Klasizm bir bakıma aristokrasinin akımıdır. Bu akımın başlıca temsilcileri; Leonardo daVinci, Michelangelo Buonarroti ve Raffaello'dur. Leonardi di Vinci'nin Mona Lisa'sı
Barok
17. yüzyılın başında Avrupa’da yepyeni bir sanat üslubunun doğduğuna tanık olunur. Bu yeni üslup, Rönesans üslubundan ayrı, hatta ona tümüyle karışt bir sanat üslubudur. Sanat tarihçileri, yalnız resim, heykel ve mimarlığı değil, diğer sanat dallarını da kapsayan, temelde Rönesans’tan farklı, yeni bir dünya görüşüne dayanan bu üsluba “Barok Sanat” adını vermişlerdir. Barok sözcüğü, Portekizce “Barucca” sözünden gelir. Portekizce’de garip biçimli, eğri-büğrü incilere verilen bu küçültücü ad, aradan yüzyıl geçtiği halde Rönesans ilkelerine bağlılıkta direnen tutucu kişilerce konulmuştu. Barok döneminde resimler hem duvar, hem de tuval üzerine yapılmaktaydı. Bu akımın en büyük ustaları; Caravaggio, Rubens, Rembrandt ve Valezquez'dir. Holofernes'in Başını Kesen Yudit 1951'de Milano'da düzenlenen bir sergide ortaya çıkan bu tablo günümüzde Roma, Galleria Nazionale di Arte Antica'da bulunmaktadır. 16. yüzyılın sonlarından kalan resmin, muhtemelen, Caravaggio'nun tek Yudit tablosu değildir.
Neoklasizm
18. Yüzyılda, sanatta bir takım yeni gelişmeler kendini göstermiştir. Örneğin sanatçılar için tabiat, aile, aile hayatı, iyilikseverlik gibi çeşitli duyguların sanatçıları ilgilendirmesi ve bu konuların ele alınıp işlenmesi, bu gelişmelerin kayda değer bir bölümüdür. Fransa'da doğan bu anlayış, Sanat Tarihi dilinde "Neo-Klasik Dönem" olarak adlandırılmıştır. Bu dönemde, eski Yunan ve Roma tarzı tekrar canlandırılmıştır. Bu akım özellikle Barok Sanatı'nın aşırı süslemeciliğine duyulan bir tepkidir. Neoklasik resmin teknik özellikleri; ışığın getirdiği etkilerden uzak, perspektif ve derinlik aramayan, arka plana ağırlık veren -keskinleşen- çizgilerdir. Bu akımın en büyük ustası Jacques Louis David'dir. Jacques Louis David'e ait Socrates
Empresyonizm
İzlenimcilik anlamına gelen empresyonizmde sanatçılar dış dünyaya ait olanı; ışığı, renkleri, tepkileri, hüzünleri işlemekte ve yakalanan anlık konuları resmetmektedir. Bu akım ışık ile resim yapma olarak tanımlanmaktadır. İzledikleri temel kaynak güneştir. Konu ışık yansımaları arasında kaybolmuştur. 17. yüzyılda doğan Barok üslup, hayli değişmiş olarak18. yüzyılda da varlığını sürdürmüştür. Barok sanatın gölge-ışıkkarşıtlığına dayanan çarpıcı, içe işleyici dramatik etkisi giderek kaybolmuş ve yerini daha yumuşak bir üsluba bırakmıştır. Bu dönemde ressamlar, atelyelerin loş ortamından çıkıp güneş ışığı altında resim yapmışlardır. Bu dönemin en önemli temsilcileri ; Claude Monet, Auguste Renoir, Vincent van Gogh, Cezzanne, ToulouseLeatrec, Sisley, Camille Pissarro'dur. Vincent van Gogh'un Arles'de Kahvehane tablosu
Kübizm
Kübizm, 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkan bir sanat akımıdır. Kübizm'de nesneler parçalanıp, ayrıştırılır ve tekrar düzenlenir. Sanatçı objeyi tek noktadan bakarak resmetmek yerine, pek çok noktadan bakarak objeyi daha geniş bir baglamda gözler önüne serer. Genelde yüzeyler, hiçbir tutarlı derinlik duygusu gözetmeden, görünüşte rastgele köşelerde kesişir. Arka fon ve figür, kübizmin karakteristik özelliklerinden olan belirsiz, sığ alanı yaratabilmek için birbirinin içine işlemiş olarak yer alır. Kübizm, Pablo Picasso ve Georges Braque tarafından 1907 yılında başlatılmıştır. Picasso ve Braque, fovistlerden(fovizm), Afrika heykelinden, ressam Paul Cezanne ve Georges Seurat’tan etkilenmiştir. Kübizm, 1910 yıllarında iyice yaygınlaşmıştır. Pablo Ruiz Picasso'nun paha biçilemeyen tablosu; Genç Kız ve Sandalye
Sürrealizm
Sürrealizm(Gerçeküstücülük), 20. yy.’ın başlarında Avrupa’da ortaya çıkan bir sanat akımıdır. Şair ve ressamlar I. Dünya Savaşı’nın yol açtığı yıkım karşısında, dehşete kapılmış, akılcı tutuma karşı tavır alarak, bilinç dışının düşsel dünyasına yönelmeye başlamışlardı. 1924’te yayımladıkları Gerçeküstücülük Bildirgesi’nde düşüncenin aklın denetimi olmadan ve ahlâk gibi engelleri hiçe sayarak, ortaya konmasını savundular. Yapıtlarında nesneleri alışılmamış biçimlerde betimleyen Gerçeküstücü sanatçılar, çoğunlukla düşlerin gizli dünyasını dile getirmeye çalıştılar. Bazen de nesneleri kendi doğal ortamlarından çıkartarak şaşırtıcı, düşsel bir ortama taşıdılar. Gerçeküstücülük Akımı’nın Belçika’daki en önemli temsilcisi olan René Magritte (1898-1967) akıl ile akıl dışı arasındaki çizgiyi yok eden resimler yaptı. Bacakları kadın, üstü balık bir denizkızı; kartal tepeli bir buzul, eğik Pizza Kulesi’ni destekleyen bir kuş tüyü çarpıcı tablolarında yer alan ilgi çekici görüntülerdendir. 1920’den başlayarak, Gerçeküstücülerle ilişki kuran İspanyol ressamı Ruan Miro (1893-1983) beklenmedik biçimler ve renkler kullandı. Resimlerinde yer alan kadın, kuş, yıldız gibi kendine özgü biçimlerdeki motiflerle düşsel görüntüler yarattı. Bu büyülü motiflerle çocuksu bir dünya kurdu. Gerçeküstücülük Akımı’yla neredeyse özdeşleşen, Salvador Dali’nin(1904-1989) anılarından ve düşlerinden esinlenerek yaptığı resimlerinde eriyip akan saatler, gövdesinde çekmeceler taşıyan insanlar, boşlukta uçan eşyalar yer alır. Salvador Dali'nin bir tablosu
Konstruktıvizm
20. y.y. ikinci on yillik suresi icinde aktif olan onemli bir sanat hareketidir. Hareket rusyada dogmus ve 1917 devrimini muteakiben etkinlik gostermistir. Yeni dogan bu dunya duzeni icerisinde sanatcinin bir muhendis ve bir bilim adami oldugunu kabul eden bu harekete bagli sanatcilar yeni kurulmakta olan bir duzenin yeni kurallara ihtiyac duyduguna inanmaktadir. Burjuva on yargilarina siddetle kersi cikan konstruktivistler sanat icin sanat fikri ve gercegin yorumu ve tasviri anlayisinada tepki gostermektedirler Materyalist tavri yeni bilimsel ve materyal bicimlerde belirlemeye calisarak toplumsal olarak faydali ve kullanilabilir seylerin yeni bicimlerin kaynagi oldugunu kabul ederlerdi. Toplumu ve sanati butunlestirme cabasinda makine ve insan bilinci zamanlarini yansitacak gucte olup 20. y.y. in degisen sartlarina uygun bir estetik yaratmak istiyorlardi. En onemli sanatcilari endustriyel desen, ahsap, metal ve seramikle birlikte film ve tiyatro ile ugrasan Vladimir Tatlin, tipografi, poster, fotograf ve film ile ugrasan Alexander Rodchenko mimari ve iç dekorasyonla ugrasan El Lissitzky ve insan duygularini sekillendiren psikolojik fenomen ve ic fenomenlere egilen NaumGabo olmustur. Sanat tarihi icerisinde bu akima bagli olarak sekillenen en ilginc eser bir proje olarak kalan 3.Enternasyonale anitidir. Gelecege donuk eser olarakta unlenen bu eser uzay cagi dinanizmine uygun bir dusuncenin urunu olup masif bir spiral olarak teskilatlandirilmisti. icinde bir silindir, bir kup, bir kure asili olup, cesitli mimari mahalleri ihtiva edecekti.Bugun ayakta kalan en onemli konstruktivist eser ise moskovadak, Leninin mozolesidir.
Vladimir Tatlin (1885 - 1953)
Alexander Rodchenko (1891 -1977)
El Lissitzky (1890 - 1941)
Naum Gabo (1890 - 1977)
Vladimir Tatlin, Marinaio Tablosu - 1911
Suprematizm
1913 de bir tavir olarak Rusya'da dogan akim; cagin mekanik dogasina uygun bir karaktere sahiptir. Doga goruntulerinin taklitini reddederek, geometrik formlarin temelini teskil ettigi bir ifadeselligi yeglemekteydi. Geleneksellesmis anlatim bicimlerini reddederek, yeni gercekleri yakalmaya calisiyordu. bu geometrize gercekler doganin kaosu icerisinde insanin yucelisini sembolize eden temel elemanlar olarak dogal olgular icinde bulunmayan goruntulerle uygulandi. Temel geometrik eleman kareydi. Konstruktivistler gibi sanatin faydaciligi savunmalarina ragmen onlardan ayrilan ferdiyetci bir tavrı benimsemislerdi. sanatcinin muhendis ve bilim adami olmasi fikrine karsi cikarak, hur bir sanatci tipi olusturmayi hedeflediler. Sanat eserinin bilinc alti zihnin tezahuru oldugunu savunarak, insan yapisi meteryal ozunu degil, ama evrenin aciklanamaz bilinmezligini ifade için bir arzu oldugunu ilke edinmişlerdi. Kasimir Malevich, The Knife Grinder tablosu - 1912
Abstre Ekspreyonizm
Ekspresyonizmin uzantisi olarak 1940 yillarin sonunda dogan bu akim 1950yillari icinde gelismis olup, 1960 ve 1970 yillarinda etkisini yogun bir bicimde gostermistir. Dogmatik olmaktan cok arastirmaci bir tutum sergileyan bu hareketin metafizik sanrilara duydugu alaka belirgindir. bilnc ve bilincsizlik arasindaki karsitliga onem vererek derin seviyelere inmeyi hedeflemislerdir. zitliklarin butunlugu icinde otomatik yaratima onem vermesi surrealist akimlardan aldigi etkilerle baglantilidir. Bu akim icindeki sanatcilarin ilgi odagi junf felsefesidir. Arketipler ve bunlarin uretilmesi onem tasir. Soyut bir uretimin egemen oldugu bu akimda dogaclamaya onem veren sanatcilar ic birikimin tumuyle disa vurumuna agirlik vermislerdir. Derinligi olmayan yeni mekanlarda kurulan sanat eserleri seyirci icin ima edilen bir ozumseme ortami yaratmayi hedefleyerek bosluk icinde sartlanmisliktan onu kurtarmayi hedeflemektedirler. Franz Kline, Henry H II tablosu - 1959-60
Kinetic Art
Hareketin tasviri anlayisindan yola cikarak ortaya cikan bu harekete konstruktivizmin etkisi buyuk olmustur. Eserleri hareketin kendisiyle degil hareket etkisi yapmasiyla ilgilidir. kinetic sanat icin ozgun etki eserin karsisinda hareket eden seyirciden kaynaklanmaktadir. Seyirciler eseri elleyebilecegi gibi onu harekette ettirebilir. Gelecege yonelik tavri ile futurizmdende etkilenen bu akim farkli olan hareketi bicimsel bir sekilde degil de bizzat hareketli bir nesne biciminde ifade etmesidir. 1950 yillarinda gelisim gosteren bu sanat akimi dort tip olarak ele alinir 1. gercekten hareketli 2. izleyicinin hareketiyle hareketlenen 3. isik yansimasi yapanlar 4. izleyenin katilimini gerektirenler
Naum Gabo (1890 -1977)
Alexander Calder (1898 - 1976)
Josef Albers (1888 - 1976)
Alexander Calder, Red nose tablosu (Kırmızı burun)

Puvantilizm( Noktacılık)
Neo-Empresyonizm(Yeni izlenimcilik) diyede sanat tarihine geçmiş olan bu akım Empersyonist görüşlerin etkisinde kalmış ve bir bakımada onun devamı sayılır. Puvantilistler bilimsel metodlarla renk karışımını uygulamışlardır. Amaç göz yolu ile renk karışımını sağlamaktır. Bu akımın sanatçıları renkleri paletlerinde karıştırmayıp direk tuval üzerinde noktalar halinde koyarak çalışıyorlardı. Öncü sanatçıları; Seurat ve Signac’tır.
Post Empresyonizm
(Art izlenimcilik): Empresyonizm akımının etkisinde kalan fakat onun sınırlı kurallarına bağlanmayan sanatçıların yoludur. Empresyonizmin ışık renkleri ile atmosfer oyunlarına önem vermeyerek, eşyayı sağlam bir inşa içinde göstermek isteyen ve güneş renkleri ile yetinmeyerek bütün renkleri paletlerine alan ve doğayı yeniden biçimleyen ressamlardır. Sanatçının kendi mizacınıda resmin konusu içine alan bir akımdır. Öncü sanatçıları; Cezanne, Van gogh, Gauguin, Lautrec ve Munch’tur. Paul Cézanne (1839 - 1906) Fransız post-empresyonist ressam
Orfizm
Kübizmin bir kolu olan, renge ve renk uyumuna önem veren sanat anlayışıdır. Delaunay’ın resimlerinde , Picasso ve Brague kübizminin aşıldığı, şiirli ve müzikli bir anlatıma varıldığı açıklanmıştır. Bu sanatçı ve akımın özelliği; İzlenimcilerin saf renklerine bağlı olup, Seurat’ın yaratıcılığını da begenirdi. O, saf anlatımın, simültane kntrastlar üzerine kurulması gerektiğine ve bunun, renklerin dinamizmini ve varlığını anlatmak için biricik olanak olduğuna inanıyordu.
Dadaizm
Birinci dünya savaşı sonucu olarak Fransızca daki “tahta at” kelimesinden alınmış bir sanat akımıdır “1916” . Bu akımın amacı sanat değildi. O, Avrupa uygarlığının beylik değerlerini ve savaşa karşı alınmış bir cephe ve protesto idi. Dadacılar, kağıt, tahta v.b malzemeleri yapıştırarak kolaj türü çalışlmalar yapıyorlardı. Bu akımın en ilginç yanı; sanata karşı bir sanat akımı olmasıdır. Dadaistlerin tek amacı saldırmak, kızdırmak, olmayacak şeyler yapıp insanlık adına yapılan soytarılıkları parça parça etmekti. Bu hareket daha sonraki sürrealist akıma zemin olmuştur. Sanatçıları; Duchamp, Picabia, Arsenberg’ dir.
Soyut Sanat
(mücerret,abstrakte): Doğa görüntülerine bağlı olmayan bu sanat akımı, 20. Yy’ın resim ve heykel anlayışında yeni bir dünya göüşüdür. Soyut sanat, eşya, doğa ve canlıların görünüşlarinden faydalanmayı reddedip, resimde renk, çizgi ve düzlemleri düzenleyerek bunlarla heyecan verici kompozisyonlara ulaşmayı amaçlar.
Plutenko
Soyut sanatı ilk ortaya atan 1910 yılında ilk eserini veren Kandinsky olmuştur. Soyut sanat ile nonfigüratif sanatı birbirinden ayırmak sorun olmuştur. Bu sanatın başlangıcı doğadandır, sonu ise doğadan tamamen uzaklaşmıştır. Oysa nonfigüratif te, başlangıçtan itibaren, doğaya bağlı olmadan bir çalışma söz konusudur. Öncü sanatçıları; Kandinsky ve Mondrian’ dır.
Pop-Art
Popüler sanatın kısaltılmış adıdır. Pop-art ismi 1954’te İngiliz sanat eleştirmeni Lawrence Alloway tarafından kullanıldı. 1960’lardan bu yana İngiltere ve Amerika’da ayrı ayrı doğup gelişmiş bir sanat akımıdır. Özellikle Amerika’da günümüzün en yaygın anlayışıdır. Pop-art, Dadacıların kolajlarından tutunda kendinden önceki öncü akımları adeta yeniden fakat daha kuvvetle canlandırmakta ve sürdürmektedir. Bu akım sanatçıları, endüstri ürünü artıklarından güzete parçalarına, insan ile diğer canlı ve eşyalardan alınmış mulajlardan, hazır doğa nesnelerine kadar nu bulunursa kullanılmış ve bir sanat yapıtı olarak sunmuşlardır. Pop-art gerçek ile görüntünün farkını çarpıcı bir biçimde ortaya koyar ve makineleşmiş hazırcı insanı eleştirir. Pop-art teknikleri içinde şablonlar, boya tabancası, baskı resimler, ipek baskının tuval resminde kullanılması vardır. Amerikalı Pop-art sanatçıları; Lichtenstein, Warhol gibi ...İngiliz Pop-art’ çılar; Paolozzi, Hamilton, Peter Blake, Allan Jhones, vb.

Resim nedir?
Bundan sonra, zaman zaman blogumuzda bazı sanat dalları hakkında aydınlatıcı bilgiler vermeyi planlıyoruz. Bu yazılar genellikle misafir bir yazar ve benim tarafından yazılacaktır. İlgilenenler olursa buna devam etmeyi düşünüyoruz. Bu uygulamanın ilk yazısı da resim hakkında olacaktır. Herkes hayatı boyunca mutlaka bir dönem resim yapmıştır. Resim yapmak derken illa ki yağlı boya tablolardan bahsetmiyorum. Kara kalem, pastel boya veya sulu boya ile bir şeyler yapmaya herkes en azından okulda resim derslerinde gayret göstermiştir. Buna rağmen resim sanatına ilgi ülkemizde yeterince yüksek değildir. Resim galerilerini gezerken buraya sırf ne oluyor diye merak edip şöyle bir bakanları da göz önüne alarak söyleyebilirim ki çok az kişi rağbet etmektedir. Biz burada resme bu genel ilginin yanında daha çok resim yapmaya amatör veya profesyonel olarak ilgi gösteren/gösterecek olan kişilere genel bilgi vermeye yönelik yazılara ağırlık vereceğiz. Kime; ''Resim yapmaya ilginiz var mı?'' diye sorsanız size genellikle resim yeteneğinin olmadığını söyleyecektir. Doğrudur, resim de bir yetenek gerektirir ancak ilgi olmadan yetenek ortaya çıkmaz. Bu soruyu sorduğunuz şahıslara hiç resim yapmayı öğrenmeye çalıştınız mı diye sorun, muhtemelen hayır cevabını alacaksınız. Sizde yetenek olup olmadığını anlamanın en iyi yolu bunu sınamaktır. Kimsenin yeteneği alnında yazmaz. Deneyin, belki de içinizde bir dahi yatıyordur. Bunu ancak deneyerek öğrenebilirsiniz. Denediniz ve sizde büyük bir ressam olacak yetenek olmadığına karar verdiniz. Yine de resimle ilgilenebilir, kendinizi geliştirebilirsiniz. Çünkü hiç kimse, hiç resim yapamayacak kadar yeteneksiz olamaz. Siz en azından bir hobi kazanacak, hayatınıza renk katmış olacaksınız. Hobi deyip geçmeyin. Unutmayın işleri başından aşkın, koca bir imparatorluğu idare eden Osmanlı padişahlarının çoğunun bir sanat veya zanaat kolu ile ilgilenmek gibi hobileri olmuştur.Onlara faydası olan mutlaka size de yarar sağlayacaktır. Hobilere sahip olmak için illaki çok yetenekli olmaya gerek yoktur. Dünyada bir tane Pele, bir tane Maradona vb. çıkmasına rağmen her ülkede olduğu gibi Türkiye'de de milyonlarca kişi futbol oynamaktadır. Kimse ne kadar yetenekli olduğunu önemsememekte, futbol oynamanın kendisinden keyif almaya çalışmaktadır. Neden bu resim ve benzeri sanat kollarında da olmasın ki? Şimdi ilk sanat yazımız olan ''Resim nedir? konusuna geçiyor ve misafir yazarımızın yazısını aşağı da sunuyorum. Saygılar sunarım. Resim Nedir?
Resme başlamak kolay bir şeydir. Çünkü resim yapmak kolaydır. Çünkü basittir. Düz bir yüzeye bazı boya maddelerini sürersiniz ve bu bir tür renk imgeleri bırakır. Ama yine de resme yeni başlayan bir kişi ne yapacağını tam olarak bilemez. Hele, galerileri ve resim müzelerini gezmek ve buradaki resimleri görmek bazen insanda umutsuzluk duygusu yaratabilir. Yüzlerce değişik resim, bir o kadar değişik metotlar kullanılarak yapılmış ve oralarda sergilenmektedir. Bu kadar çok değişik türde resim yapılmış olması kafanızı karıştırabilir. Ancak bu duygudan hemen sıyrılın. Bu gün resme başlayan bir kişi; kafasındaki düşüncelerin azlığı değil, çokluğu nedeniyle güçlük çekmekte ve resim sanatından korkmakta veya çekinmektedir. Aslında bu kadar çok ve değişik türde resmin olması sizi korkutsa da, aslında geçmişin resminin anlaşılması göründüğü kadar karmaşık ve güç değildir. Dolayısıyla sorun sandığınız kadar büyük değildir. Büyük yetenek ve karmaşıklıklar gösteren bu resimler hakkında bilgi edinmek size mutlaka fayda sağlayacaktır. Ancak resim yapmaya yeni başlamış veya başlayacak kişiler olarak asla resimlerinizi bu resimlerle kıyaslamayın. Yapmanız gereken; kendiniz yapmayı tasarladığınız şeyin üzerine odaklanın. Bu sizi motive eder ve her zaman daha iyi sonuçlar verir. Birçok başarılı resmin esas unsuru yalın olmasında yatar. Onun için hemen karmaşık resimler yapmaya çalışmayın, yalın ve basit şeylerle başlayın. Diğer bir önemli konu da çoğu insanın resim ile fotoğrafı karıştırmasıdır. Bunu yapmayın. Fotoğraf karşıda bulunan nesnelerin üzerinden yansıyan ışığın kameraya yansıtılması sonucu elde edilen daha çok teknik bir konudur. Bir tripota sabitlenmiş fotoğraf makinesinde deklanşöre kim basarsa bassın aşağı yukarı aynı görüntü elde edilir. Resim ise çok farklı bir şeydir. Aynı noktadan bakan iki kişinin yaptığı resim çok farklı olabilir. Çünkü resim kişiseldir. Karşıda ne olduğu kadar resmi yapanın ne gördüğü ve nasıl gördüğü de önemlidir. Sadece bilgiler değil duygular da önemli bir etkendir. Tüm bu sebeplerden dolayı kendinizi sıkmayın. Rahat olun. Başkalarının düşüncelerine değil kendi duygu ve düşüncelerinize göre hedefinize bakın veya kafanızdan hayali olarak tasarladığınız ve beyninizin içinde oluşan şekli görün ve resminizi yapın. Şimdilik bu kadarlık bir giriş ile konumuzu sonlandırıyoruz. Gelecek günlerde resimle ilgili değişik konularda bilgiler vermeye devam edeceğiz.
3 Boyutlu Resim Nedir?
Özel bilgisayar teknikleri ile elde edilen bu resimler sayesinde, iki boyutlu ve karışık bir görüntü üzerinde, üç boyutlu ve anlamlı şekilleri görmek mümkün oluyor. Kısaca “gözler bakar ama beyin görür” şeklinde tarif edilen ve geçmişi oldukça yeni olan 3 boyutlu resimler, bütün dünyada büyük ilgi uyandırdı. Avrupa’da sadece bu tür resimleri ihtiva eden kitaplar ve dergiler yayınlanıyor.
Nasıl göreceksiniz?
Sessiz ve sakin bir ortam görmenizi kolaylaştıracaktır. Resmi hareket etmeyecek şekilde sabit bir düzleme yerleştirmeli ya da elinizle tutacaksanız kımıldatmamaya çalışmalısınız. Hiçbir zaman resmin görünen şekli olan karışık çizgi ve renklere takılmamalısınız. Bakışlarınızı resme değil de adeta resmin arkasına, derinliğe yönlendirmelisiniz. Eğer ilk kez böyle bir resme bakıyorsanız biraz sabırlı olmalısınız. Hemen göreceğinizi sanmak yanlış nolur. İki dakika baktıktan sonra görüntüyü yakalayamazsanız, kendinizi zorlamayın. Biraz ara verip, sakin kafayla tekrar deneyin. Bir kere görmeye başladıktan sonra büyük zevk alacağınızı kesinlikle söyleyebiliriz. Bu teknikler gözinizin sağlığı için iyidir, ancak gözleri fazla yormamaya dikkat etmek gerekir.
Görme metodları
Keşiştirme metodu: Bakış göz ile obje arasında bir nokta üzerinde odaklanır. Bu metodda iki gözün de kaydırılmadan aynı nokta üzerinde odaklanması gerekir. Resmi burnunuza değecek kadar yakından tutun. Gözlerinizi rahatlatın. Görüntüyü izliyor gibi düşünün. Sakinleştikten sonra yavaş yavaş resmi yüzünüzden uzaklaştırın. 2-3 saniyede 2 santim. Resmin tümüne bakmaya devam edin. Okuma uzaklığında resmi uzaklaştırmayı durdurun ve bakmaya devam edin. Önce görüntü bulanacak, ardından üçüncü boyuta geçeceksiniz. Yansıma metodu: Resmin üzerine düşen bir yansımayı kendinize seçin. Örneğin görebiliyorsanız gözünüzü ya da burnunuzu. Israrla bu yansımaya bakmaya devam edin. Birkaç saniye sonra derinliği farkedecek, daha sonra 3 boyutlu görüntüyle başbaşa kalacaksınız. Ekrana gelen resme tam orta noktadan ve gözlerinizi kırpmadan bakınız. Bir süre sonra üç boyutlu olarak ekrandaki resmin içerinde asıl saklı resmi görmeye başlayacaksınız. Sabırla yukarıda anlatılanları uygulayınız ve ekrandaki saklı resimleri görünüz. “Gözünüzle bakın, beyninizle görün.”
SOYUT RESİM
Soyut sanat genel anlamıyla doğada varolan gerçek nesneleri betimlemek yerine, biçimler ve renklerin, temsili olmayan veya öznel kullanımı ile yapılan sanata denir. Nonfigüratif sanat terimi ile değişmeli olarak kullanılır. 20. yüzyıl başında bu terim, gerçek biçimleri sadeleştirilmiş veya değiştirilmiş halleriyle imgelere indirgeyen Kübist ve 20. yüzyıl resim sanatında Picasso tarafından başlatılmış bir akımdır. Daha sonraları gelişerek diğer sanat dallarına da sirayet etmiştir. Başlangıçta impressionism'e bir tepki olarak, resim sanatında görülen bir yenilik iken, sonradan bütün edebiyat alanına yayılmıştır. Sanat felsefesi olarak, ayrı ayrı yerlerde geçen şeylerin birlikte ve ayni zamanda cereyan ettiğini tasavvur ve tasvir etmek düşüncesi ile, karışıklıktan hoşlanma zevkinin birleştirilerek ifade edilmesi esasına dayanıR.
Biometri
Biometri, vikipedi (wikipedia) tarafından " Biyometri, istatistik yöntemlerinin tıp ve biyoloji alanlarına uygulanmasıdır. " şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca biometri insanların fiziksel ve davranışsal özelliklerinin farklarını ve benzerliklerini değerlendirerek onlardan anlam çıkarmaya çalışan kimlik belirleme çalışmalarıdır. Bu kişi özelliklerine örnek olarak, retina ve iris görüntüleri, el geometrisi, aya ve parmak izleri, elin damar görüntüsü, konuşma sesi, yüz özellikleri, kulak memesi, yürüyüş verilebilir. Biometri uygulaması Schengen sınırlarının güvenliğini sağlamak üzere 2004 yılında Avrupa tarafından alınmış bir karardır. Amaç ülke veya Schengen sınırları girişlerinde tam ve doğru kimlik doğrulamasi yapmak ve yanlış anlaşılmaların engellenmesi ile güvenliği arttırmaktır. Tüm Schengen ülkeleri tarafından uygulanacaktır. Schengen ülkelerinin 2008 ile 2011 yılları arasında bu uygulamaya geçişlerinin tamamlanması amaçlanmaktadır.
Biometrik pasaport nedir?
Günümüz pasaportlarında farklı olarak üzerinde RFID çip bulunan pasaportlar biometrik pasaport olarak bilinir. Pasaportta bulunan çipte kişilerin biometrik bilgileri yer almaktadır. Schengen vizesine tabi olunan ülkelerin bir çoğu biometrik pasaport vermektedir. Fransa, Almanya, İtalya biometrik pasaport veren ülkelerden bazılarıdır. Biometrik vize nedir? Schengen vizesine tabi ülkelerden birine vize işlemleriniz için başvurduğunuz zaman vize başvurusu yapan adayın on parmağının dijital izlerinin alınması ve biometrik fotoğrafının çekilmesinden sonra verilecek olan vizedir. Adaylardan toplanan veriler Schengen sınırları içinde incelenebilen bir veri bankasına gönderilir ve vizenin geçerlilik süresi doluncaya kadar saklanır. Her yeni vize işleminden önce yeniden yapılmaktadır.
Biometrik fotoğraf nedir?
Biometrik fotoğraf ülkerin vize başvuruları ve pasaportlar için konsolosluklar,büyükelçilikler veya başkonsolosluklar tarafından istenen, belli ölçüleri ve özellikleri olan vesikalık fotoğraftır. Biometrik resim yada biyometrik fotoğraf olarak da bilinmesine karşın biometrik fotoğraf ya da biometrik vesikalık doğru olan kullanımlardır. Biometrik vesikalık ebatları 3,5cm x 4,5cm olarak belirlenmiştir. Alt taraftayer alan örnek, biometrik fotoğraf boyutları için birebir örnek teşkil eder. Kısaylama yapabilirsiniz.
Biometrik fotoğraf nasıl olmalıdır?
Biometrik fotoğraf için aranan özellikler aşağıdaki 5 örnekle açıklanmıştır.
1-Saç bitiminden çeneye kadar olan mesafe 32mm-36mm sınırları içinde olmalıdır.
2-Fotoğraf yüzün 2 tarafı da tam olarak görünecek şekilde olmalıdır. Gülünmemelidir.
3-Arka zemin düz beyaz renkte olmalıdır. Renkli ve desenli zeminler kabul edilmezler. Ayrıca fon beyaz zemin olduğu için beyaz kıyafetlerde kabul edilmez. Erkeklerde beyaz gömlek üzerine kravat olsa bile kabul edilmez.
4-Fotoğraf kontrastı ayarlanmış olmalıdır. Aşırı koyu, aşırı açık yada yüzün bir tarafını karanlık bırakacak şekilde çekilmemelidir.
5-Kişilerin gözleri (kusurlu dahil) tam olarak görülmedilir. Güneş gözlüklü ve gözlük camı parlayan olan fotoğraflar kabul edilmez.

Teknik Resim nedir,teknik resmin özellikleri nelerdir?
Teknik resim, mühendisler arasındaki iletişimi en kolay ve en doğru şekilde sağlaması açısından büyük öneme sahip teknik bir alfabedir.
Temelde doğrular ve eğrilerin çeşitli şekillerde bir araya gelmesiyle oluşan teknik resim, yapılması istenen konstrüksiyon ve tasarımın kağıt üzerinde tanımlanması sanatıdır.
Teknik resim, tasarımdan üretime, pazarlamadan kullanıma kadar bir ürünün başından geçen her aşamada ilgili kişilere yol gösterir.
Teknik resim, ürünün malzemesini, nasıl imal edileceğini, boyutlarını, toleranslarını, yüzey kalitesini, sertlik değerlerini, ısıl işlemini vb. tüm imalat yöntemlerini daha sonrasında ürünün montajını, taşınmasını ve hatta kullanımını belirli kurallar ve standartlar çerçevesinde anlatır.
Daha önceleri çeşitli takımların (cetvel, te cetveli, pergel vs.) yardımıyla el ile çizilen teknik resimler, gelişen teknolojiye ayak uydurmuş ve günümüzde büyük bir oranda bilgisayarlarda çizilmektedir.
En yaygın çizim programı AutoCAD'dir. Ancak katı modelleme (3 boyutlu çizim) kabiliyetleri gelişmiş değildir. Bu tür çizimler için SolidWorks, Autodesk Inventor ve CATIA gibi programlar kullanılır.
AutoCAD ile sayılan diğer programlar arasındaki fark, 3 boyutlu çizim kabiliyetlerindeki gelişmişlikten çok parametrik olup olmamalarından kaynaklanmaktadır. AutoCAD bir parametrik çizim programı değildir.

TEKNİK RESİM NEDİR?
Teknik resim, üretilmesi istenen bir parçanın, biçimine, boyutlarına, özelliklerine ait tüm bilgileri içeren, belirli kural ve standartlara göre çizilen çizgisel bir resimdir. Teknik resim makine parçalarının imalatını kolaylaştırmak ve seri üretim sağlamak bakımından önemlidir. Teknik resmi kurallarına göre öğrenen bir insan dünyanın herhangi yerinde çizilmiş bir resmi okuyabilir ve resim üzerinde anlatılan özelliklerde parçanın imalatını yapabilir. STANDART: Sanayide üretilen parçaların aynı kalite ve özelliklerde üretimine standart denir. Standardın önemi: Üretimde birliği sağlamak kaliteyi artırmak çok kullanılan malzemeleri hazır olarak kolayca bulabilmek zamandan tasarruf etmek açısından önemlidir. Yukarıda sayılan maddeler standardın sağladığı faydalardandır.Standartlaşmayı düzenlemek içim çeşitli standart kuruluşları kurulmuştur.Bunlardan bazıları şunlardır.

Oryantalist Resim Nedir?
Batı resim sanatında ortaya çıkan akımlar arasında en çok Türk resmini ilgilendireni şüphesiz Oryantalizm akımıdır. Oryantalist akımın başlangıcı, 18, yüzyıl siyasi konjonktürü ile doğrudan ilgilidir. Osmanlı bünyesindeki bozulmanın en ileri düzeye ulaştığı bu dönem, aynı zamanda bu bozulma ve geri kalmışlığa çarelerin de arandığı bir dönemdir. Bu çarelerin en başında şüphesiz dışa açılma ve modernleşme çabaları gelmektedir. Bu çabalar doğrultusunda Osmanlının Avrupa ülkeleri ile daha sıcak ilişkiler kurmaya yönelmesi, özellikle aile karşılıklı bir yeniden tanıma sürecini, kısıtlı da olsa beraberinde getirir. İşte bu dönemdir ki, Osmanlı aristokrasisinde derin bir Fransız kültürü etkisi oluşmuştur. Roko ve Barok akımlarının da sanat hayatına bıraktığı derin izler bu dönemde en üst düzeydedir. Ancak bu etkileşim tek yönlü değildir. Osmanlıda olduğu gibi, batı sosyetesinde de bir Osmanlı ve doğu motifleri kullanma merakı gelişmiştir. Romantizm etkileri ile bu merak ve ilgi, maceracı gezginlerin ve derin Doğu sırları peşinde koşan bohem sanatçıların Osmanlı topraklarına akınına yol açmıştır. Bu dönemde kurulan Osmanlı – Fransız ittifakının, bu portreye sıcak bir katkı sağlamış olduğu düşünülebilir. Bu süreç sarayda batılı ressamların boy göstermesiyle devam eder. Aynı şekilde Türk ressamlarının da Avrupa’da, özellikle Paris’te sanat hayatına katılımlarıyla Türk resminin de gelişiminde önemli bir pay sahibidir. Saraya davet edilerek veya kendini davet ettirerek çalışmalar yapan ressamların çokluğu iki sonuç verir. Birincisi Avrupa’da Oryantalizm modasının sürmesi, ikincisi ise bu modanın teşviki ile daha fazla sanatçının oryantalist resim pazarından pay almak amacıyla Doğu’ya yönelmesi. Abdülmecid ve Abdülaziz, gelecek vadeden Türk ressamları kuşağına verdikleri desteğin yanı sıra, yabancı ressamlara da büyük ilgi göstermişlerdir. Bu yabancı ressamların Türk resminin gelişimine sağladıkları katkı üslup olarak değilse bile resme olan ilginin gelişimi kapsamında dikkate değerdir. III: Selim döneminde gelen Melling, Hilair, Allom, Bartlett, Antoine de Favray, van Mour gibi ressamlar, İstanbul manzaraları resmetmişler ve Boğaziçi Ressamları olarak anılmışlardır. Ancak gelen ressamlar arasında bazıları İstanbul'a olan tutkuları veya Türk resmine sağladıkları katkılarla diğerlerinden ayrılırlar. Amedeo Preziosi (1816- 1882) ve Leonardo de Mango (1843- 1930) İstanbul'a yerleşip hayatlarının sonuna kadar bu kentte yaşamışlardır. Aivazovsky (1817- 1900), resimlerinde büyük bir tutkuyla sevdiği İstanbul'u defalarca kez ele almış, şehre bir çok kez gelmiştir. Guillemet (1827- 187, 1874 yılında İstanbul'da bir özel desen ve resim akademisi kurması ile önem kazanır. İtalyan ressam Zonaro (1854- 1929), İstanbul'da çok sayıda resim üretmiştir. Oryantalim akımının Türk resmine üslup anlamında kattığı çok fazla değer olmadığı kanaati yaygındır. Ancak, Osmanlı topraklarında eser veren bu büyük ustaların teknikleri ve oluşturdukları sanat talebi, çağdaş Türk resminin ilk kuşağının da yolunu açmakta etkili olmuştur. Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmet Paşa, Süleyman Seyyid, Halil Paşa ve Hoca Ali Rıza; ortaya koydukları büyük performansa fırsat tanıyan saray desteğini, kısmen de olsa bu sanatçıların çalışmalarına borçludurlar. Özellikle Osman Hamdi Bey, büyük bir oryantalist ressam olarak sayılabilir. Yabancı oryantalistlerin, doğu kültürlerine karşı yetersiz izlenimleriyle ortaya koydukları eserler, bir anlamda kültürel bir hatalar zinciri de içermekteydiler. Hamam sahneleri ve cariyelerle dolu bir çok oryantal resim tuvali, aslında gerçeklerden oldukça uzak kompozisyonlar sunmaktaydı. Böyle bir akımın dış dünyadaki etkilerini hesaba katarak, bunun bir fırsat olarak değerlendirilebileceği aşikardır. Osman Hamdi, tuvallerinde resmettiği kompozisyonlarında derin bir Doğu gerçeği ortaya koymuştur. Yüzyıllarca dünyaya hükmetmiş olan ve günün batı medeniyetinin kaynağını teşkil eden bütün değerlerin oryantalist olduğu gerçeğini dünyanın yüzüne vurmuştur bir anlamda. Çünkü onun tuvallerinde sürekli düşünce ve üretim sahneleri yer alır. Çalışan insanlar, düşünen insanlar, iletişim halinde olan sıcak figürler. Bu figüratif canlılık ve gerçeklik, Batı dünyasına adeta şu mesajı vermektedir: Bu coğrafyanın içkin değerleri bildiğiniz ve resmettiğiniz gibi değildir. Buraya gelerek İstanbul’un mesire yerlerinde gönül eğlendirirken yaptığınız tablolar, bizim ağaçlarımız ve göllerimizdir. Benzerleri İsviçre’de de görülebilir. Oysa ki bizde kaplumbağa terbiyecileri var, ve işte bu da onun resmidir. Bilgi, bilgelik ve sabır... İşte Doğu. Bu bir anlamda Batı ile Doğu’nun birbirini daha iyi anlamak üzere çaba sarfetmeye davet edilmesidir. Bir sentez önerisidir. Bugün bile ihtiyacı, belki de o dönemden kat be kat daha fazla hissedilen bir sentez... Oryantal resim akımı, empresyonizm, kübizm gibi akımların ezici gücü ile Avrupa’da sönmüş, soyut resmin dünyadaki büyük patlamasıyla ise neredeyse unutulmuştur. Ancak 20. yüzyılda sanat koleksiyonerlerinin ilgisini tekrar kazanmış ve bu tarzda eser vermeyi tercih eden sanatçılar ortaya çıkmaya başlamıştır. Günümüzde oryantal resim halen büyük ilgi görmektedir.
Vektörel Resim Nedir?
Pek çoğumuz normal bir resmi büyütmekten korkarız çünkü normal bir resim piksel değerleriyle ifade edilir ve resim büyütüldükçe pikseller ortaya çıkar ve sonuç resim pek iç açıcı değildir. Bu sorun vektör resimler sayesinde ortadan kalkmaktadır. Vektör grafikler çözünürlükten bağımsız, herbir nesne matematiksel ifadelerle oluşturulan ve en önemlisi detay kaybetmeden herhangi bir boyuta yeniden ölçeklendirilebilen grafik türüdür.
VEKTÖR GRAFİK
Vektör terimini en basit haliyle, iki nokta arasında çizilen çizgi olarak tanımlayabiliriz. Başka bir deyişle bu tip grafikler; koordinatları belirlenmiş, başlangıç ve bitiş noktaları belirtilmiş çizgilerden oluşur. Bilgisayar, bu yöntem ile çizilmiş çizgilerin tümünü yan yana koyarak resmi oluşturur. Bulmaca dergilerinde rastladığımız “noktaları birleştirme” oyunlarını hatırlayın. Bu oyunlar, başlangıçta sayfa üzerine dağıtılmış noktalardan oluşurlar. Biz bu noktaları sırayla birleştirdiğimizde ise, resim ortaya çıkar. İşte vektör grafikler de, biraz bu oyunlara benzer. Grafiği hazırlayan kişinin, koordinatları sayısal olarak girmesine gerek yoktur. Bilgisayar, bu koordinatları çizgi çizilirken kendisi oluşturur. Aşağıdaki örnekte aradaki farkı daha iyi göreceksiniz. Vektör resimde şişenin etiketinde o küçük yazıların bile 7 kat büyütüldüğünde hiç bozulmadığını görebiliyoruz.
VEKTÖR GRAFİĞİN AVANTAJLARI
Vektör grafik, bazı avantajları nedeniyle bitmap grafiğin yerine kullanılabilir;
• Vektör grafik, bitmap’e göre sabit diskte daha az yer kaplar.
• Büyütme ve küçültme işlemleri sırasında resimde bir bozulma olmaz.
• Resim çok kolay bir şekilde değiştirilebilir ve İstenen parçaları, başka bir resimde rahatlıkla kullanılabilir.
• Resmi oluşturan çizgilerin rengini, kalınlığını ve yerini değiştirmek çok kolaydır.
VEKTÖR GRAFİK ÇİZİM PLATFORMLARI
Vektör grafikler Corel Draw, Photoshop, FreeHand vb. platformlarda geliştirilebilir.
Peyzaj
Peyzaj (Fr. Paysage, İng. Landscape, Paysage), bir noktadan bakıldığında görüş çerçevesi içine girebilen doğal ve kültürel varlıkların bir arada meydana getirdikleri görünüştür. Çoğu kişinin aslında bildiği ; ama terim olarak çok sık karşılaşmadığı bu yabancı kelime, dilimize Fransızca'dan yerleşmiştir (paysage) ve anlamı, "manzara", "görünüm" demektir. Doğaya düşkün olan bir millet olarak peyzaj, aslında iç içe yaşadığımız ortam denebilir. Herkesin peyzaja bakış açısı ve algıladıkları, kültürüne göre değişebilir; ama değişik meslek grupları, peyzajı kendine göre yorumlayabilir. Bir orman mühendisi ya da bir coğrafyacı için kendi mesleğini ilgilendiren bir çok şeyle karşılık bulabilir. Mesela tanımlardan birini ele alalım: "Peyzaj: Bir noktadan bakıldığında görüş çerçevesi içine girebilen doğal ve kültürel varlıkların bir arada meydana getirdikleri görünüştür." (Aran,1965) Böyle bakılınca peyzaj, içinde yaşadığımız dünya kaldırım taşından çocuk parkına doğa yürüyüşü yaptığımız dere kenarına, bir müzenin bahçesindeki eserlerin yerleştirilişine, çok katlı bir binanın çevre düzenlemesin, evimizin bahçesi ve rengine kadar hissettiklerimizin gördüklerimize bir yansıması halini alıyor. Çevre düzenlemesi, "peyzaj mimarlığı"nın ilgi alanı içindedir.[1] Bir peyzaj mimarının böyle bir proje yapabilmesi için, mimari bilgisinin dışında toprak, ekoloji, botanik, sistematik, tanı, sulama, hidroloji, dendroloji (Ağaç Bilgisi) gibi bilgilerle de donatılmış olması gereklidir. Bu bakımdan herhangi bir mimar peyzajcı olamayacağı gibi, her hangi bir orman mühendisi, ziraat mühendisi ya da botanikçi de peyzajcı olamaz. Bunu özellikle vurgulamamızın nedeni, bugün pek çok kişinin peyzaj mimarı olarak ortaya çıkmasından duyulan rahatsızlıktır. Bahçe düzenlemesi bilimsel ve sanatsal olarak ele alınınca diğer branşlarda olduğu gibi genişlemeye, gelişmeye başlamıştır. Mekan düzenlemesinin;
İç mekan düzenlemesi (Mimari)
Dış mekan düzenlemesi (Çevre)
şeklinde iki grupta ele alındığını biliyoruz. Mimar, bir binanın iç tasarımını yapar, projelendirir. Bir de binanın dışında kalan, bahçeler, yollar, duvarlar, havuzlar, setler, tesisler vb. vardır. Bunlar dış mekanlardır. Tasarımı için "yapı bilgisi", "estetik", "statik", "hidroloji", "çizim tekniği", "dendroloji" gibi bir takım disipline edilmiş bilgilerin tasarımcıda toplanmış olması gerekir.[2] Peyzaj sözcüğü, "manzara" ya da daha doğrusu "kır manzarası", "kır resmi" anlamında, Fransızca'dan alınan resim ve fotoğraf sanatına ait bir terimken, uygulama alanı zamanla genişleyerek, bir bahçeden çok büyük, birçok bahçeleri, yerleşim alanlarını, korulukları, kırsal alanları içine alacak kadar büyük doğa parçalarının düzenlenmesinden, kent planlama branşına kadar dayanmıştır.[3] Peyzaj, bahçe düzenleme işlemlerinin bir sanat, bir meslek dalı haline gelip disipline edilmesi olarak da adlandırılır. Bahçe düzenleme, uzun yıllar eğitim gerektiren bir alandır. Bahçe düzenlemesi, bilimsel ve sanatsal olarak ele alınınca diğer branşlarda olduğu gibi genişlemeye, gelişmeye başlamıştır. Mekan düzenlemeleri, iç mekan düzenlemesi (Mimari) ve dış mekan düzenlemesi (Çevre) olmak üzere iki grupta ele alınır. Dış mekan düzenlemesi geniş ve kapsamlı anlamda peyzaj bölümünü oluşturur. Peyzaj işini meslek edinenlere "peyzajist", "peyzajcı"; Peyzaj işinin tasarımını, projelendirmesini yapan akademisyen elemanlara da "peyzaj mimarı" denilmektedir.[4] Üniversitelerimizde artık ülke ihtiyaçlarına yetecek kadar Peyzaj Mimarı yetiştirilmektedir, ister bahçe düzenleme olsun, ister çevre düzenleme olsun bunları mutlaka uzmanına yaptırmalıyız. Düşünün ki bugün yapılan ve uygulamaya başlanan projede 5-10-20 sene sonrasının durumları dikkate alınmaktadır. Konudan habersiz bazı ihtiyaç sahipleri, bahçesinin yıllar sonra kavuşacağı şekli, kompozisyonu hemen istemektedir. Bu, mümkün değildir. Projede yer alan bir çam ağacı ancak 10-15 yıl sonra projede gösterilen bir mekanı kaplayabilecektir. Oysa bugün 4-5 yaşında ve boyu 1 m.den küçüktür. Onun yanında yer alan bir başka ağaç da belki 5 yıl sonra istenilen düzeye erişecektir.[2] Ressamların yaptığı doğa görünümleri de peyzaj olarak adlandırılır.
Peyzaj Resim
"Peyzaj resim", konusunu doğadan alan resimlerdir. Bu resimlerde yakın plan ve arka plan olmak üzere en az iki planda konu işlenir. Ön planda olanlar daha büyük, net, renkleri canlıdır. Geri planda kalanlar, daha açık ve şekillerin netliği kaybolmuştur. Manzara resimlerinde gökyüzü önemlidir. Kompozisyonu kurarken gökyüzü ya da yeryüzünden birine daha çok yer vermeli, resme başlamadan buna karar vermek gerekir. Resimde daima eşitlikleri bozmak gerekir. Yatay çizgiler, yatay hatlar dinlendirici, huzur verici bir etki yaparlar. Ağaçlar, telgraf direkleri gibi dikine biçimler, yaşamın gücünü simgelerler. Yuvarlak çizgiler, hareket etkisi verirler. Hareketli unsurların ardından dinlendirici, sade unsurlarla denge sağlanır. Sadece hareket gözü yorar, çok sadelik de monotonluk yaratır. Hava durumu gibi bazen yağmur, bazen güneş, soğuk, bazen coşku, sevinç, bazen de hüzün... Peyzaj resminde de Natürmortta olduğu gibi modeldeki bazı kısımları bilinçli olarak değiştirmek, sadeleştirmek veya abartmak gerekebilir. Kompozisyonda büyük leke, orta büyüklükte lekeler, küçük lekeler bulunmalı.. Çizgi ve renk perspektifi, peyzaj çalışmalarında önemlidir. Derinlik, perspektif yardımıyla verilir. Arka plana doğru gittikçe; renkler, silikleşir, soluk bir hal alır.Tabii resimlerinde perspektifi önemsemeyen modern ressamlarla, perspektif bilgileri eksik nâif ressamlar da vardır.[5] Peyzaj resmi, dağlar, ovalar, ağaçlar, nehirler ve ormanları içeren manzaraları betimlemektedir. Peyzaj resminde gökyüzü vazgeçilmez bir unsur olarak yer almaktadır. Peyzaj, 15. yüzyıl başlarında Avrupa resim sanatında daha çok dinsel konulu temalarla ortaya çıkmıştır. Çin'in geleneksel "saf" peyzaj resim geleneğinde, minyatür insan figürü yalnızca bir gözlem noktası olarak yer almakta olup izleyiciyi deneyime katılmaya davet etmektedir.[1]
Peysage, peysaj, peyzaj
Peyzaj Resim Türleri
Gökyüzü veya Bulut Peyzajları, bulutlar, hava veya atmosfer durumlarını betimleyen resimler.
Mehtap Peyzajları.
Deniz Peyzajları, okyanus, deniz ve kıyı manzaralarını anlatan resimler. Su Ürünleri.
Nehir Peyzajları.
Kent Peyzajları.
Kuşbakışı Peyzajları, özellikle uçak ve diğer hava araçlarından görüntülenen manzaraları betimlemektedir
Soyut resim, 19. yüzyıl sonlarına doğru Post-izlenimcilik ve Dışavurumculuk sonrasında ortaya çıkmış bir akımdır. Henri Matisse'nin ortaya çıkardığı Fovizm akımı ile beraber ilerleyen bu sanat akımı Pablo Picasso ve Georges Braque ile birlikte Kubizm akımını tetiklemiştir. Mevcut akımların referansı ile soyut resim sanat tarihindeki yerini almaya başlamıştır, bu akımın öncülerinden Wassily Kandinsky, Kasimir Malevich, Franchis Picabia, Piet Mondrian, Robert Delanuay sayılabilir. Bu akım ardından gelen Soyut Dışavurmculuk, Sürrealizm gibi bir çok akımın da temelini oluşturmaktadır. Sürrealizm (Gerçeküstücülük),
20. yy.’ın başlarında Avrupa’da ortaya çıkan bir sanat akımıdır. Şair ve ressamlar I. Dünya Savaşı’nın yol açtığı yıkım karşısında, dehşete kapılmış, akılcı tutuma karşı tavır alarak, bilinç dışının düşsel dünyasına yönelmeye başlamışlardı. 1924’te yayımladıkları Gerçeküstücülük Bildirgesi’nde düşüncenin aklın denetimi olmadan ve ahlâk gibi engelleri hiçe sayarak, ortaya konmasını savundular. Yapıtlarında nesneleri alışılmamış biçimlerde betimleyen Gerçeküstücü sanatçılar, çoğunlukla düşlerin gizli dünyasını dile getirmeye çalıştılar. Bazen de nesneleri kendi doğal ortamlarından çıkartarak şaşırtıcı, düşsel bir ortama taşıdılar. Gerçeküstücülük Akımı’nın Belçika’daki en önemli temsilcisi olan René Magritte (1898-1967) akıl ile akıl dışı arasındaki çizgiyi yok eden resimler yaptı. Bacakları kadın, üstü balık bir deniz kızı; kartal tepeli bir buzul, eğik Pizza Kulesi’ni destekleyen bir kuş tüyü çarpıcı tablolarında yer alan ilgi çekici görüntülerdendir. 1920’den başlayarak, Gerçeküstücülerle ilişki kuran İspanyol ressamı Ruan Miro (1893-1983) beklenmedik biçimler ve renkler kullandı. Resimlerinde yer alan kadın, kuş, yıldız gibi kendine özgü biçimlerdeki motiflerle düşsel görüntüler yarattı. Bu büyülü motiflerle çocuksu bir dünya kurdu. Gerçeküstücülük Akımı’yla neredeyse özdeşleşen, Salvador Dali’nin (1904-1989) anılarından ve düşlerinden esinlenerek yaptığı resimlerinde eriyip akan saatler, gövdesinde çekmeceler taşıyan insanlar, boşlukta uçan eşyalar yer alır. Sürrealizmi Türkçe'ye "gerçeküstü akımı" olarak çevirebiliriz. Bu akım, Empresyonizm, Kübizm, Fovizm gibi teknik plânda devrimler çerçevesine uyan ekollere doğrudan doğruya "duygu" sistemine önem veren, onunla var olan bir hareket kimliğine bürünüyor. "Duygu" kelimesini, geniş anlamını belirtmek için tırnak içine aldık. Sürrealizm konusunda "duygu" dan söz açılırsa rüyaları, hayalleri, bilinçaltı dünyamızın garip, anormal, mantıksız itişlerini, seksüel kompleksleri, ruh derinliklerinden kopup türlü şekillerde kendini gösteren, çoğu boşuna çabaları, benliğimizin dışarıya verilmemiş, gösterilmemiş gizli, kapalı yönlerini anlamak gerektir. Bu bakımdan Sürrealizmi, Sigmund Freud’un "psikanaliz" konusundaki araştırmalarının, vardığı sonuçların sanat plânında gösterisi olarak kabul edebiliriz. Sürrealistler, insanlığın kuruluşundan beri maddi dünyaya paralel olarak gelişen ve çok kere bu dünyayı yenen gizli duyguları, inançları, mitolojinin, sihirbazlığın, gizli bilimlerin, efsanelerin, korkunç hayal dünyasının resim plânında temsilcileri oldular. 1920 de "Sürrealizmin Manifesto" sunu yayımlayan şair ve yazar Andre Breton bu akımı şöyle vasıflandırıyor: "Bana kalırsa en kuvvetli Sürrealist imaj-resim, görünüş, olay v.s. en ileri aykırılık, karşıtlık derecesine yükselmiş olanıdır. Sürrealist eser aykırılıklarla, zıtlıklarla, gerçekle her türlü bağı kesmiş, yitirmiş olarak kendini gösterir. Sürrealizm hayal dünyasının tercümesidir, o hayal dünyası ki içindeki gerçekçi elemanlar soyut, soyut elemanlarda gerçek olabilir. Sürrealizm'de gerçeğin normal açısı büsbütün kapanmıştır." Amaç bu sözlerden iyice anlaşılıyor: Sürrealizm gerçekle bütün bağlarını kesmiş, ruh derinliklerine inerek fizik üstü dünyamıza ulaşmıştır. Hepimiz rüya görürüz. Bu rüyalarda, Breton'un işaret ettiği gibi normal olaylar, normal objeler, imajlar bulunabilir. Ama bunlar öylesine mantıksız, öylesine anormal olarak birbirlerine bağlanmıştır ki rüya bizi, alıştığımız dünyanın çok ötesine, "fantastik" bir hava içine sokar. Zaten, rüyanın çekiciliği, bazı rüyaların etki kudreti onların bu fizik üstü kimliklerinden ötürü değil midir?
1. Çağrışım metodu : Freud'dan ilham alan edebiyat sanatçıları, insanın şuur altını öğrenebilmek için, onu, hipnotik uykuya salmak suretiy­le, şuurunun altındaki gizli duyumlarının şuur alanına çağrışımım yapmışlardır. Daha açık anlatımla, ona rüya gördürmüş­ler ve gördüklerini uykulu bir durumdayken söyletmişlerdir. Bu şuur altından elde edilenleri, o kişinin uyanıkken yazdığı otomatik metinlerle karşılaştırma yapmışlardır. «Hiptonizma tecrübesi, alt şuur bakında basit bir ankettir.»
2. Otomatik metin elde etme : Zihnin kendi üzerine dönmemesini sağlamak, iç-dış etkilerden tamamıyla sıyrılacak bir yerde bulunmak ve utanma, sıkılma gibi insanın duyumlarının yönünü değiştirecek baskılardan korkmamak şartiyle kalemin ucuna gelenleri (noktalama işaretleri gibi fikir ve duyguyu kesen, bölen nesneleri bile kullanmadan) kâğıt üzerine geçirmeye otomatik metin elde etmek diyoruz. Bunu hipnotik uykuya salınacak insanın kendi kendine yapması gerektir. Bunu yaparken insan, kendini o derece çevresinden ve aklından ayrıcak ki, ahret korkusu bile içinden kaçmış bulunacak, bir ölümün hürriyetiyle metni meydana getirecektir.
Şiir ya da nesir yazarken bile bu şekilde davranmak, sürrealizmin baş tavsiyesidir. Sürrealist sanatçıya göre, bu iki metodla elde edilen sonuç, gerçek insanı ortaya koymaktadır. Bu bakımdan bir kimsenin sevaplarının yanma günahlarının; ahlâka uygun, sandığımız davranışlarının yanında ahlâk dışı davranışlarının da bir edebî eserde yer alması icabeder. Sürrealizmin bu çekici tutumu yanında, insanın, bir hayvan serbestliği ve utanmazlığı içinde yaşamasına imkân bulunmaması, yapmacık da olsa insanın bazı noktalarda duygularını ve davranışlarını frenlemesi gerektiği; aksi halde insanın öteki yaratıklar karşısında kazanmış olduğu değer hüküm­lerinin ortadan kalkacağı önemli birer gerçektir. Bu yönden sürrealizm tenkide uğramıştır.Sürrealistler şiiri bir akıl ve irade işi saymıyorlar. Şiiri içimizin derinliklerinde gizlenmiş, tesadüflerle dışarıya çıkan birtakım duygu ve düşünce parıltılarının sertleşmiş şekli olarak kabul ediyorlar.1924 yılından başlayarak tutunmaya çalışan sürrealizm, metodunun ağırlığı dolayısiyle yaygın bir durum kazanamamıştır. Fakat bütün sanatlar içinde birçok sırlan ortaya koyması bakımından, ötekilerine ışık tutmuştur. Resimde Sürrealizmin ilk sergilerinde dikkati en çok çeken ressam Salvador Dali idi. Dali garip bir dünyanın sisli olaylarını, objelerini, yaratıklarını her türlü man­tık düzeninden uzak, tablolarında canlandırıyordu. Kadın vücutlarından çekmeler çıkıyordu. Bunlar, kadınla dolap arası acayip yaratıklardı. Çöl manzaraları içinde zürafalar yanıyor, çıplak kadın, erkek vücutları türlü deformasyonlar -değiştirmelerle- kamburlaşıyor, çolaklaşıyor, yada ancak desteklerle ayakta durabiliyordu. Ağaç dallarına çamaşır gibi yumuşamış salkım salkım saatler asılıyordu. Sahillerde, kayalıklar arasında dikiş makineleri yerleşmiş, dekorla bir türlü bağdaşamıyorlardı. Dali yan yana gelince en uygunsuz görünen, en bağdaşamayan eşyayı umulmadık tertiplerle bağdaştırıyor, hayal kapılarını ardına kadar açıyordu. Gerçekten bu kadar uzak bir estetiğin gerçekle ilgisiz bir teknik kullanması beklenebilirdi. Oysa tam aksine olmuştu. Sürrealistler yüzde yüz gerçekçiliği, klasik geleneklere bağlı bir gerçekçiliği seçmişlerdi. Bunun derin bir sebebi vardı: resmedilen biçimlerin tanınması gerekti. Soyut bir teknik kullanılsa idi o garip yaratıklar, o garip, anormal bağdaşmalar nasıl başarılacaktı? Dali'nin ve öteki Sürrealistlerin inceden inceye işlenmiş bir teknikleri vardı ve bu işçilik bulutları, denizi, dağları, taşları, insan vücutlarını değme realistlerden daha sadık bir titizlikle taklit ediyordu. Ama bu taklitçi, bu gerçekçi teknik Sürrealist tablolarda hiç de klâsik sanatın gerçekçiliğini hatırlatmıyordu. Çünkü resmedilen objeler, yaratıklar, manzara ve konular o derece garip, anormal tertipler içinde idiler ki, tabloya bakan seyirci otomatik olarak bir rüya ve hülya ülkesine dalmış bulunuyordu. Sürrealizm yalnız resim plânında değil, belki daha da kuvvetle edebiyat alanında da uzun zaman hüküm sürdü. O kadar ki bugün sürrealist eğilimin öldüğü gününü geç, devrini kapattığı söylenemez. Bir bakıma her sanat, az da olsa, sürrealizm'den, yani fizik üstü dünyadan, hayal ve rüyadan pay almaz mı?
Sürrealist Ressamlar
Salvador Dali (1904) - Yves Tangy (1900) - Rene Magritte (1898) - Max Ernest (1891) - Georgio de Chirico (1888) - Andre Masson (1896) - Joan Miro (1893) - Man Ray (1890).
Canvas Tablo Nedir. Nasıl Kullanılır?
Canva Tablolar, diğer tablolardan farklı olarak, italyan şase de denilen, 3 cm kalınlığında ve 4 cm genişliğinde kurumuş ve fırınlanmış ahşapdan oluşan çerçeveye gerilerek hazırlanmaktadır.. Bu özelliğinden dolayı (Kanvas) Canvas Tabloları diğer klasik tablolardan ayıran büyük bir özelliği ortaya çıkmasını sağlamaktadır.. Çünkü böylece, tablosu hazırlanan resim, 3 cm kalınlığındaki çerçevenin kenarlarını da kaplayarak, tablonun her kenarda bakıldığında tablo desenini görmek mümkündür. Ayrıca duvardan 3 cm ileride durması ise ayrı bir şıklık katmaktadır.
OLUŞUM AŞAMALARI:
teknolojik altyapısı ile, son model dijital makinalarda Baskı malzemesi olarak tuval bezi olarakda bilinen Canvas (Kanvas) Kumaşa baskısı yapılır.. Kullanılan boyalar su bazlı olup, solvent içermemektedir. Solvent, ağır bir kokusu olan ve içeriğinde yanıcı özellik taşıyan, kimyasal boyalardır.. Canvas Kumaşlar kendi doğal dokulu özelliği ile ve matlığından dolayı hem orjinal tablo gibi görünüm vermekte, aynı zamanda, akşamları evde yakılan lambalardan yansıyan ışığı emerek, tablolarda parlama yapmasını engellemektedir.. Kullanılan Canvas (Kanvas) Kumaşı çok önemlidir. Piyasadakilerin pekçoğu içeriğinde pamuk yada kotondan çok pvc naylon içermektedir ki buda hem üzerindeki doğal kumaş dokusunu azaltmakta fakat en kötüsü, duvara asıldığında yansıyan ışığı ememeyerek yansıma yapmasıdır.. Bu nedenle, kumaşın pamuklu olması büyük önem taşımaktadır.. Dijitalde basılan Canvas (Kanvas) tablo, daha sonra ahşap şaseye el emeği ile gerilmektedir. Gerginin çok sağlam olması gerekmektedir ki aksi durumunda daha sonra tabloda dalgalanma oluşmaktadır. Şaseye gerilen tablo üzeri, mat saten vernikle kaplanmaktadır. Vernik kaplamanın en önemli sebebi, dış etkenlerden tabloyu koruması, renklerin uzun yıllar canlı kalmasını ve solmamasını sağlamakta ve istenen her zamanda bu Canvas Tabloların temizliğine olanak sağlamaktadır. Verniği kuruyan tabloda, hiç bir koku nem yada benzeri, tabloyu veya müşteriyi rahatsız edici hiçbir etken kalmamaktadır.. Gönderime hazır hale gelen tablolar önce havalı patlak naylonlara sarılmaktadır.. Bunun nedeni, hem darbelere karşı korunması hemde üzerinde hiç bir suretle ufacık bir çizik dahi oluşmasını engelleme amaçlıdır. Ve son olarak tablolara özel olarak yaptırılan ambajlarına konularak kargoya teslim edilmektedir.. Canvas (Kanvas) Tablolarda asma aparatı kullanılmaz. Doğrudan çivi üzerine oturtulur ve duvarla tablo bir bütün olurlar. Askı aparatı kullandığında, askı ipini tutmaya yarayan ahşapa yerleştirilen vida, duvara değerek tablo ile duvar arasında ufakta olsa bir boşluk oluşturur ki buda dekor ve görünüm açısından çirkin bir görüntü sergilemektedir. Bu sebeple tablolar doğrudan çivilerin üzerine yerleştirilir. Size tavsiyemiz, her tablo için duvara, birbiri arasında 20 cm boşluk olacak şekilde 2 adet çivi üzerine oturtmalısınız çünkü tek çivi tabloda dengesizlik sağlamaktadır... Kanvas tablo; Elektronik (Dijital ortamda) bir resmin çoğaltılma işlemine verilen isimdir. Kanvas tablo`da zemin olarak ince tuval kullanılır ve baskıda mürekkep ile renklendirme işlemi yapılmaktadır. Kanvas tablo maliyet olarak ucuzdur bunun nedeni dejital ortamda rahatlıkla çoğaltılmasından dolayıdır, kanvas tablonun istediğiniz boyutunu ve istediğiniz resmi seçerek baskı yaptırabilirsiniz ancak yağlı boya ile yapılan tabloların sanatçı tasarımı olduğundan emek verildiğinden ve yapım aşaması uzun sürdüğünden yağlı boya tablolar canvas tabloya göre daha maliyetlidir. Canvas tabloların akrilik baskı ile tablo sektöründe sıklıkla rastlanılan ve kullanılan bir üründür. Kanvas tabloların yağlı boya tablo ile hiç bir ilişkisi olmadığından yağlı boya tablo ile arasında büyük boyutta fark bulunmaktadır. Eğer tablo asacağınız mekan lüks, önem verdiğiniz bir mekan değilse sadece estetik bir tablo asmak için tablo alıyorsanız kanvas tablo sizin için en idealidir, ancak mekanınıza önem veriyorsanız ve tabloya`da önem veriyorsanız kesinlikle yağlı boya tablo almanızı öneriyorum.
Canvas Tablo Nedir?
Canvas Tablo
Canvas (Kanvas) Tablo %100 Pamuk astar bezi üzerine baskı yapıldıktan sonra 2 cm derinliğinde ahşap saşe üzerine gerdirilmektedir. Bu sayede farklı açılardan bakıldığında baskısı yapılan materyalin devamıda görülmekte bu sayede tablo şık ve modern bir görünüme sahip olmaktadır. Ahşap şase sayesinde çerçeveye gerek kalmadan asılabilme özelliğinede sahiptir. CanvasBurda.com Canvas Tabloları Standart Özellikleri :
- %100 400gr Pamuk Astarlı Sanatsal Canvas Kumaş Üzerine Baskı
- 2 cm Derinliğinde Ahşap Şase Üzeri Germe (Baskısı Yapılan Materyale farklı boyutlar kazandırır)
- Asılmaya Hazır olarak teslim edilir. (Koruyucu ambalajında 2 gün içerisinde teslim)
- HP Yüksek Çözünürlüklü Baskı Kalitesi (Gerçeğe en yakın renk tonları)
- UV Korumalı HP Solmayan Mürekkep (Ömür boyu solmama garantilidir)
Canvas Kanvas Tablo ( fotoğraf ) Nedir ?
İnternette veya alışveriş merkezlerinde sıkça karşılaşılan ve kavram gereği zaman zaman tüketiciyi yanıltabilen Canvas ( Kanvas ) Tablolar (fotoğraflar) suni digital baskı ürünleri olup, tüketici yanıltabilen kelimeler ile yüksek fiyatlara pazarlanabilmektedir. Canvas (KANVAS) kalın bir kumaş çeşidi olup, " Canvas Tablo " olarak lanse edilen ürünler; canvas (kanvas) tipi kumaş üzerine dijital basım cihazları ( printer..vb ) kullanılarak elde edilen fotoğrafdan ibarettir.
Kanvas Tablo
2000 yılından beri kalitesinden ödün vermeyen Atlantis Dekoratif Ürünler, atlantisresim.com markası altında sizlerin beğenisine sunuldu. 1.Kalite ürünlerimiz, %100 müşteri memnuniyetimiz ve gönderilerdeki hızımızla en iyiyi size sunmaya devam ediyoruz. Özenle HP mürekkepler ve 1.sınıf makinelerle 360~400 gram %100 pamuklu canvas kumaşa baskısı yapılan tablolarınız usta eller tarafından isteğinize göre çerçeveli ya da 3-4 cm enindeki özel olarak kurutulmuş ağaç şase üzerine monte edilerek dekoratif olarak hazırlanmaktadır. Baskı sonrasında özel laminasyon sayesinde tablolar toz ve nemden etkilenmeden temizlenebilir. Klasik veya modern görünümdeki binlerce imaj arasından seçeceğiniz tablonuz ile duvarlarınız hayat bulacak. HP güvencesi ile ömür boyu solmayan, yüksek çözünürlükte ve canlı renkler ile basılmış tablolarınızı dekoratif olduğu için kargodan aldığınızda direkt duvarınıza asabilirsiniz. Tablolarımız hafif ahşap şasesi sayesinde kolaylıkla asılabilen kullanıma hazır ürünlerdir. 3-4 cm enindeki şase üzerine gerilen canvas sayesinde baskı kenarlarda devam eder, bu sayede resme farklı bir boyut kazandırır. Daha canlı, daha gerçekçi tablolar için kabartma seçeneği ile hizmetinizdeyiz. Yağlıboya tablo gibi dokulu tablo isteyenlere özel malzemeler ve itinalı bir çalışma ile sanatçılarımız tarafından tekrar işleme yapılıyor. Böylelikle satın almış olduğunuz tablo duvarınızda daha gerçekçi duruyor. Detaylı bilgi için kabartma sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Tablo Nedir?
Tablo düz, sağlam ve taşınabilir bir altlık , bez, tahta, kâğıt vb. maddeler üzerine yapılmış resimdir. Tabloda uygulanan tekniğe göre sulu boya, yağlıboya, patel boya veya karakalem gibi çeşitli sentetik boyalar kullanılır. Altlık özel olarak hazırlanmış bir tahta ya da kasnağa gerilmiş bir tuvaldir. Oldukça değişik boyutta olan tablolar tarih, savaş tabloları, portre, manzara, natürmort, oryantal vb. diye konulara göre sınıflandırılır.
Kanvas Tablona Çerçeve
Sitemizden tüm tablo modellerini dıştan çerçeveli olarak sipariş edebilirsiniz. Bir çok renk ve desen seçenekleri ile eşyalarınıza ve dekorasyonunuza uygun özel olarak üretilen çerçevelerden seçebilirsiniz. Kanvas tablonuz daha modern ve şık bir görüntüye kavuşacaktır. Kullanılan Bez
Kanvas tablolarımızda 400gr kalınlıkta %100 pamuk astarlı sanatsal kanvas kumaş kullanılmak tadır.Baskıdan sonra üzerine sürülen jelle birlikte zarar gelmez ve sarkma yapmaz.
HP Mürekkep
Baskıda kullanılan HP marka mürekkep solma sorununu ortadan kaldırıyor.Renkler gerçeği yansıtan tonlardadır.Sağlık açısından hiç bir zararı yoktur Bezin Gerildiği Kasnak 3-4 cm enindeki özel olarak kurutulmuş ağaç şase üzerine monte edilerek dekoratif olarak hazırlanmaktadır.
Kabartma Uygulaması
Kabartma uygulaması sırasında orijinal resimde görünen fırça darbeleri sanatçılarımız tarafından benzer fırça hareketleri tuval üzerine uygulanır
Kanvas Tablo nedir?
Kanvas Tablolar ressamların tablo yapmakta kullandığı tuval bezine dijital baskı makineleri ile yapılan baskıya verilen isimdir. Tuvallerde en önemli nokta bezin kalitesidir. Tuval bezi üzerine yapılan resmin kalitesi için öncelikle kaliteli bir tuval bezi seçilmesi en önemlidir. Çünkü Yüksek kalitede baskıyla iyi çözünürlükte basılan resimler 3 cm ve 5 cm olarak kasnaklanarak tablo haline dönüştürülür. Kanvas Tablo kaliteli baskı özelliğini %100 pamuk olan bezinden almaktadır. Piyasada sentetik olarak üretilen bir çok kanvas tablo baskı ürünü satılmaktadır. Ancak bunlar baskı kalitesi ve görünüm açısından oldukça kalitesiz durmaktadır. %100 pamuklu bez üzerine yapılan kanvas tablo baskılar istenilen ölçülerde ve tasarımlar da hazırlanarak duvarınızda yerini almaktadır. Kanvas Tablo seçerken duvar ölçülerinizi yerin şekline göre almak önemlidir. Kanvas Tablo seçiminde diğer önemli nokta dekorasyonunuzu tamamlayan resim ,fotoğraf ve baskılardan tercih etmenizdir. Kanvas Tablolar da seçtiğiniz resimlerin üzerinde renk açısından tonlama yapılabilir. Yani renkleriyle oynayabilirsiniz. Hatta Kanvas Tablo resimlerinin üzerine doku-varak çalışmaları bile yapılabilmektedir. Bu şekilde dekorasyonunuzu tamamlayan çok şık tablolar elde edebilirsiniz.
Evinizin veya iş yerinizin duvarlarını süsleyebilmeniz için her tarza uygun yüzlerce tasarım bulabileceğiniz adres www.baskimarketi.com En iyi ve en kaliteli kanvas kumaşlar ve HP marka boyalar ile üretilen tablolar, kullanıma hazır olarak istediğiniz adrese teslim edilir. Baskımarketi.COM'da yüzlerce seçenek, en iyi fiyat garantisi, %100 müşteri memnuniyeti, ömür boyu solmama garantisini bulabilirsiniz. Her türlü ortamı sade, şık ve modern hale getirmenizi sağlar. Baskının 3 cm şase içine doğru devam etmesi resme farklı bir boyut kazandırmaktadır.
Kanvas tablo yüzde yüz pamuk astar bezi üzerine yapılan diğer tabloların aksine italyan şase diye adlandırılan kurumuş ve fırınlanmış ahşapdan oluşan çerçeveye gerilerek hazırlanmış tablolardır . Günümüzde alışveriş merkazlerinde canvas tablolar orjinal olamayabilmektedir. Bu tablolar suni dijital baskı ürünü olup tüketiciyiyanıltan kelimeler ile yüksek fiyatlara satılabilmektedir . Bu neden ile kabvas tablo ürünlerinin bilinen yerlerden alınması önemlidir . Canvas Kumaşlar kendi doğal dokulu %100 pamuk olmasından doğan özelliği ile ve matlığından dolayı hem orjinal tablo gibi görünüm vermektedir. Yapısındaki pamuğun ışığı emmesi tablonun parlama yapmamasındaki önemli bir etkendir . Eviniz veya ofisiniz için bir kanvas tablo tercihi yaptığınızda kumaşının pamuk olmasına özen göstermeniz önemlidir .. Dijitalde basılan kanvas tablo daha sonra ahşap şaseye el emeği ile gerilmektedir. Gerginin çok sağlam olması gerekmektedir ki aksi durumunda daha sonra tabloda dalgalanma oluşmaktadır. Evimiz bizim için barınacak, yaşanacak ve huzur alanına kavuşmak açısından kıymetlidir. Bunun yanında, çocuklarımızı yetiştirdiğimiz, değer verdiğimiz insanlar için önemlidir. Evimizi bir sanat eseri gibi görüp, onun her tarafını sanat eserleri ile donatmak isteriz. Aslında bu, arzuyla hallolacak bir hal değildir. Herkes evini maddi imkânları el verdiği kadar güzelleştirebilir. Buna rağmen genel olarak evinin duvarlarını tablo ve resimlerle süslemeyen çok az kişi mevcuttur. Herkes imkânlarının el verdiği seviyede evini daha güzel gösterme gayreti içerisinde olmuştur. Dünyanın her yerinde imalat ve pazarlama, imal eden ve tüketen arasındaki arz talep dengesi öneme alınarak şekillendirilmiştir. Buda yenilikçi ve modern düzenlemelerin halka arzını gerekli kılmıştır. Kanvas tablonun ortaya çıkışı da bu şekilde olmuştur. Üç cm kalınlığında, dört cm genişliğinde ahşaptan yapımlı olan ve fırınlanarak elde edilen bu çerçeveye İtalyan şase de denilir. Kanvas kumaş üzerine su bazlı boyalarla basılan bir tablo modeli olan kanvas tablo üstüne kullanılan vernik sayesinde, lambaların ışıklarının oluşturduğu paralamayı da önleyerek güzel bir görünüm oluşturur. Kullanılan kumaş çok önemlidir pamuklu kumaş yerine sentetik ve kimyasal oluşumlu kumaşların tercih edilmesi halinde, kanvas tablo, fonksiyonunu kaybeder ve ışık emme fonksiyonu da ortadan kalkar. Dijital resimlerin el emeği ile kumaşa aktarılması kanvas tablonun sanat eseri olma fonksiyonunu da beraberinde getirir. Kanvas tablolar epeyce gergin olmalıdır. Yoksa fonksiyonunu kaybeder. Esasında çerçevesinin geniş ve sağlam olmasının işe yaradığı durumlardan birinin nedeni de budur. Kanvas tablo evimizi, duvarımızı ve hayal dünyamızı süsleyen güzel bir nesne olarak bizlerin kullanımına sunulmuştur. Madem evimiz ve duvarlarımız özeldir. Onları güzel bir şekilde dekore etmekte zevk duyacağımız, güzel bir görevimizdir. Misafir ettiğimiz özelimizdir. Kanvas tablolar, bize sunulan, teknoloji ve sanatın sunduğu bir güzelliktir.
Fotoğraflarınızın canvas tablo baskısı fotomoz size yüksek baskı ve en iyi malzeme kalitesiyle, birinci sınıf canvas tablo keyfi yaşatır. Kullanılan modern baskı yöntemi sayesinde fotoğraflarınız canvas tablo üzerinde doğal renk derinliği, yüksek ve canlı renk parlaklılığı ile basılır. Tarafımızca tercih edilen high-end baskı renklerinin tamamı yüksek pigment oluşumuna sahiptirler ve dijital baskı canvas tablo ürünlerinde genel olarak kullanılan su bazlı boyalardan farklı olarak fotomoz ürünlerinde pigment bazlı boyalar kullanılır. Bu yüksek boya kalitesi ile fotomoz canvas tabloları uzun ömürlü, ışığa ve dış etkenlere dayanıklı olurlar. İçinde olduğumuz bilişim çağında size ait özel, anlamlı veya sizi yansıtan görselleriniz dijital ortamlarda kilitli kalmasın. Bu çok özel görsellerinizi birinci sınıf canvas tablo kalitesinde evinizin veya işyerlerinizin duvarlarında paylaşabilirsiniz. Hızlı ve güvenli canvas tablo siparişi fotomoz ile canvas tablo siparişi düşündüğünüzün aksine çok kolay ve hızlı yapılır. Yapılması gereken tüm işlemler toplam 3 aşamada tamamlanır. Fotoğrafınızı sistemimize yükledikten sonra yapmanız gereken format, ölçü ve görsel efekti seçimlerini birkaç tıklama ile halledebilirsiniz. Ödeme işlemleriniz SSL güvenlik sertifikası ile yapılır. Siparişlerinizin tamamı en geç 2 iş günü içersinde tamamlanıp, kargoya teslim edilmiş olur. Canvas tablolarınız taşımacı iş ortağımız UPS şirketine sigortalı olarak teslim edilmeden önce, fotomoz ekibi tarafından güvenli bir şekilde paketlenir ve özel ambalajlarına konur. Canvas tablo ile zarif ve modern bir galeri havası Çok kısa bir süre içerisinde canvas tablonuza kavuşmuş olursunuz. Hem de fotomoz ile size özel! fotomoz size çok yüksek ürün kalitesinin yanında, görsel konusunda da geniş bir seçim imkanı verir. Elinizde güzel bir canvas tablo için uygun görsel olmadığını düşünüyorsanız, sunduğumuz imaj galerisi içerisinde de size uygun görsel arayabilirsiniz. Seçtiğiniz fotoğraflardan yaratılmasını istediğiniz tablolar size özel olur, iç mekan duvarlarınıza hoş bir atmosfer katar ve herkesin her zaman her yerde satın alabileceği sıradan bir ürün olmaz; tam aksine size özel zarif bir canvas tablo olur. Tablolarımız HP marka iç mekan dijital baskı makinesiyle yüksek çözünürlükte basılmaktadır. Görseller yüksek kalitede orjinal renkleriyle basılmaktadır. Tüm malzemelerimiz %100 Türk üretimidir. Baskılar birinci kalite %100 pamuk 300 gr. kanvas ( tuval ) malzemeye yapılmaktadır. Görsel tablonun yan taraflarında da devam eder. Baskılar birinci sınıf 3 cm kalınlığında zamanla eğilme bükülme ya da çatlama yapmayan fırın kurusu ahşap şaseye el işçiliğiyle gerilerek üzerine su bazlı vernik uygulanır. Tablolarımızın renk solmazlık garantisi vardır. Baskıda kullanılan boyalar ve vernik su bazlı olup, kesinlikle insan sağlığına zarar vermemektedir. Görseller temsilidir, lütfen ölçüleri dikkate alınız. Kuru bir bez ile kolaylıkla temizlenebilir. Darbeye dayanıklı özel ambalaj ile gönderim yapılır. Tablonuz size asılmaya hazır halde gelir. Evinizde, iş yerinizde dekorasyonunuzu tamamlayarak şık bir görünüm sağlar.
Kanvas Tablo nedir? Parçalı Kanvas Tablo Nasıl Üretilir
Canva Tablolar, diğer tablolardan farklı olarak, italyan şase de denilen, 3 cm kalınlığında ve 4 cm genişliğinde kurumuş ve fırınlanmış ahşapdan oluşan çerçeveye gerilerek hazırlanmaktadır..
Bu özelliğinden dolayı (Kanvas) Canvas Tabloları diğer klasik tablolardan ayıran büyük bir özelliği ortaya çıkmasını sağlamaktadır..
Çünkü böylece, tablosu hazırlanan resim, 3 cm kalınlığındaki çerçevenin kenarlarını da kaplayarak, tablonun her kenarda bakıldığında tablo desenini görmek mümkündür.
Ayrıca duvardan 3 cm ileride durması ise ayrı bir şıklık katmaktadır.
OLUŞUM AŞAMALARI:
www.duguntablosu.com olarak, teknolojik altyapısı ile, son model dijital makinalarda Baskı malzemesi olarak tuval bezi olarakda bilinen Canvas (Kanvas) Kumaşa baskısı yapılır.. Kullanılan boyalar su bazlı olup, solvent içermemektedir. Solvent, ağır bir kokusu olan ve içeriğinde yanıcı özellik taşıyan, kimyasal boyalardır.. Canvas Kumaşlar kendi doğal dokulu özelliği ile ve matlığından dolayı hem orjinal tablo gibi görünüm vermekte, aynı zamanda, akşamları evde yakılan lambalardan yansıyan ışığı emerek, tablolarda parlama yapmasını engellemektedir.. Kullanılan Canvas (Kanvas) Kumaşı çok önemlidir. Piyasadakilerin pekçoğu içeriğinde pamuk yada kotondan çok pvc naylon içermektedir ki buda hem üzerindeki doğal kumaş dokusunu azaltmakta fakat en kötüsü, duvara asıldığında yansıyan ışığı ememeyerek yansıma yapmasıdır.. Bu nedenle, kumaşın pamuklu olması büyük önem taşımaktadır.. Dijitalde basılan Canvas (Kanvas) tablo, daha sonra ahşap şaseye el emeği ile gerilmektedir. Gerginin çok sağlam olması gerekmektedir ki aksi durumunda daha sonra tabloda dalgalanma oluşmaktadır. Şaseye gerilen tablo üzeri, mat saten vernikle kaplanmaktadır. Vernik kaplamanın en önemli sebebi, dış etkenlerden tabloyu koruması, renklerin uzun yıllar canlı kalmasını ve solmamasını sağlamakta ve istenen her zamanda bu Canvas Tabloların temizliğine olanak sağlamaktadır. Verniği kuruyan tabloda, hiç bir koku nem yada benzeri, tabloyu veya müşteriyi rahatsız edici hiçbir etken kalmamaktadır.. Gönderime hazır hale gelen tablolar önce havalı patlak naylonlara sarılmaktadır.. Bunun nedeni, hem darbelere karşı korunması hemde üzerinde hiç bir suretle ufacık bir çizik dahi oluşmasını engelleme amaçlıdır. Ve son olarak tablolara özel olarak yaptırılan ambajlarına konularak kargoya teslim edilmektedir.. Canvas (Kanvas) Tablolarda asma aparatı kullanılmaz. Doğrudan çivi üzerine oturtulur ve duvarla tablo bir bütün olurlar. Askı aparatı kullandığında, askı ipini tutmaya yarayan ahşapa yerleştirilen vida, duvara değerek tablo ile duvar arasında ufakta olsa bir boşluk oluşturur ki buda dekor ve görünüm açısından çirkin bir görüntü sergilemektedir. Bu sebeple tablolar doğrudan çivilerin üzerine yerleştirilir. Size tavsiyemiz, her tablo için duvara, birbiri arasında 20 cm boşluk olacak şekilde 2 adet çivi üzerine oturtmalısınız çünkü tek çivi tabloda dengesizlik sağlamaktadır...
Kanvas Sanat
Canvas tablolar, tuval bezi olarak bilinen 1. kalite %100 pamuk canvas kumaşına yüksek çözünürlükte ve uzun ömürlü (120 yıl renk solmazlık garantisi) dijital baskı yapılması ve ardından bu kanvasın, şase olarak da bilinen, 3 cm kalınlığında ve 4 cm genişliğinde kuru ve fırınlanmış 1. kalite ahşaptan üretilen çerçeveye tamamen el işçiliği ile titiz bir şekilde gerdirilmesi ile hazırlanmaktadır. Şaseye gerdirilen canvas tablonun üzerine, hiçbir şekilde insan sağlığına zarar vermeyen su bazlı mat saten vernik uygulanır. Görselin şasenin etrafında da devam etmesi özelliği ile Kanvas(Canvas) tablolar ayrıca bir çerçeveye ihtiyaç duymayan pratik ve estetik bir dekorasyon çözümüdür. Canvas tabloların deseni yalnızca tablonun ön yüzünde değil tüm kenarlarında bir bütünlük oluşturacak şekilde 3 boyutlu bir tasarıma sahiptir.
Kanvas Tablo Nedir
Birinci kalite kanvas kumaş üzerine,yüksek kalitede dijital baskı yapılır. İçerikleri dünyanın en bilinen tasarımcı ve fotoğrafçıların eserleridir. Kanvas’ın gerildigi ahşap şase (kasnak) 3 cm kalınlıktadır. Resim dört kenarda bu 3 cm’lik kalınlığı da örtecek biçimde devam eder. Bu sayede tabloyu çerçevesiz, modern tarz tablo uygulaması olarak kullanma olanağı sağlanır. Kullandığımız baskı teknolojisi ve grafik tecrübesi ile renkler son derece canlı, detaylar keskindir.
Kanvas Tablo Nedir
Piyasadaki ucuz çin malı vinil (PVC) malzeme ve boyalarından imal edilmiş sağlık açısından tamamen zararlı kanserojen madde içeren odanızda kötü bir kimyasal koku bırakan ürünlerden kaçının. Kanvas Tablo Nedir Kullanılan ahşap şase çıtatalırın, kuru ağaçlardan yapılmış olduğundan emin olun, yaş veya sunta tarzı malzemeler bir süre sonra çatlama ve eğilme yapacaktır. Özel ebat ve parçalı tablo talepleriniz için müşteri hizmetlerimizle iletişime geçebilirsiniz.
Kullandığınız Kumaş nedir?
370 gr % 100 KOTON
​Kullandığınız Boya Kalitesi nedir?
Orijinal lisanslı CANON mürekkep kullanılmaktadır.
​Kullanılan Baskı Makinesi nedir?
CANON Tabloyu nasıl temizlemeliyim?
Kuru yada hafif nemli bir bezle yada toz püskülleri ile tablonun üzerine basınç uygulamadan rahatlıkla temizleyebilirsiniz.
Yağlı boya tablolar nasıl temizlenir?
Yağlı boya tablolar temizlenirken toz alıcı püsküller tercih edilmelidir. Bez ile yapılan temizlik yağlı boya tabloya zarar verebilir.
Tablolarınız sağlığa zararlı madde içerir mi?
Sağlığınıza zararlı olabilecek iki tür baskı vardır. 1. Su bazlı baskılar 2. Solvent baskılar. Firmamız size hiçbir sağlığa zararlı madde içermeyen pigment baskı yöntemi ile hizmet vermektedir.
Tablolarda Çözünürlüğün önemi nedir?
Çözünürlüğü yüksek olan fotoğraflarınızın baskı kalitesi çok daha iyi olur. Eğer fotoğraflarınızın çözünürlüğü düşük ise baskı istediğiniz kalite ve ebatı almanız zorlaşacaktır.
Tabloda Koruyucu Boya kullanıyor musunuz?
Resimlerinizin yada fotoğraflarınız daha uzun ömürlü olması için için koruyucu vernik kullanılmaktadır.
Adres teslimde, ya da kargo teslimde sorun yaşar mıyım?
Siparişlerinizi işinin uzmanı ARAS kargo ile göndermekteyiz. Teslim ve ürün kalitesi konusunda hiçbir sorun yaşamazsınız. Yaşandığı takdirde kargo görevlisine tutanak tutturup ürünü iade etmeniz gerekmektedir. Kargo görevlisine tutanak tutturulmayan sorunlar için firmamız sorumlu değildir.
Ürünlerinizde Memnuniyet Garantisi var mı?
Özel çalışmalarda yani karakalem ve özel sipariş yağlı boya çalışmalarında memnuniyet garantisi veriyoruz. Beğenilmeyen siparişlerin çalışmasını tekrar yaptırıyoruz. Kanvas tablo siparişlerinde, tabloda oluşabilecek sorunlarda firmamız her zaman ürünün arkasında duracaktır. Kullanım hatası olmadığı müddetçe, renklerinde solma yada şasesinde olabilecek eğilme bükülmelerde firmamız ürün garantisi vermektedir.
Tablo Alırken nelere Dikkat etmeliyim?
Kumaş kalitesine, mürekkep ve baskı makinesinin kalitesine, hizmet kalitesine dikkat edilmelidir. Kargonuzda yada siparişinizde herhangi bir sorun olduğunda karşınızda muhatap bulabilmeniz ayrıca çok önemlidir.
Çerçeve Seçerken nelere dikkat etmeliyim?
Seçtiğiniz çerçevenin evinizle ve tablonuzla uyum içinde olması, birbirini tamamlayıcı olmasına dikkat edilmelidir.
Tablolarda Renkler Solma yapar mı?
Tablolarınızın üzerine koruyucu vernik geçildiği için renklerinde solma olmaz. Direkt güneş ışığına maruz bırakılmamalıdır.
Sitenizde Güvenli Alışveriş yapabilir miyim?
Sitemiz SSL güvenlik sistemi ile korunmaktadır. Gönül rahatlığı ile alışveriş yapabilir. Dilerseniz kapıda ödeme seçeneğini tercih edebilirsiniz.
Yıpranmış eski resimlerimi baskı yaptırabilir miyim?
Firmamız eski resimlerinizin tamiratı ve baskısı konusunda uzman ekibiyle sizlere hizmet vermektedir. Posta yoluyla resimlerinizi gönderebilirsiniz. Tamiratı yapılan resimleriniz isterseniz kanvas tablo isterseniz fotoğraf kağıdına baskı yapılabilir ve size kargo yoluyla ulaştırılabilir.
Tablolarınız sıcak yada soğuk etkisi altında kalır mı?
Bu durum kullanılan kumaşın kalitesi alakalı bir durumdur. Firmamız tarafından kullanılan kumaşlar %100 koton olduğu için sıcak yada soğuk etkisi altında kalmaz.
Tablolarda bir hata yada sorun varsa iade edebilir miyim?
Hatalı yada Sorunlu siparişler kargo tesliminde tutanak tutturduğunuz takdirde birebir değişim yapılır. Memnuniyetiniz bizim için önemlidir.
GOBLEN TABLOLAR
MODERN DERİ TABLOLAR
MODERN METAL TABLOLAR
MODERN YAĞLI BOYA TAB.
AYNALAR
DEC SPEC TABLOLAR
OSMANLI DEV. ARMA
CANVAS TABLOLAR
YENİ CANVAS TABLOLAR
CANVAS PARÇALI TABLOLAR
CANVAS SAATLİ TABLOLAR
DİNİ TABLOLAR
3D ve DİNİ TABLOLAR
MOBİLYALAR
DRESUAR
MARKİZ KOLTUK AKSESUAR
Tüm Haberler
İstenilen Tasarı
saat kulesi izmir tablo
Atatürk Tabloları
Eyfel Tabloları
Dec Spec Tablolar
Saatli Tablolar
Parçalı Tablolar
Kız Kulesi İstanbul Tablosu
Araba Tablosu
Gemi Tablosu
Dresuar
Ayna

Dünyaca Ünlü Ressamlar

Gustov Klimt
Pierra Auguste Renoir
Cloude Monet
Marc Chagall
Alfred Sisley
Johannes Vermer
Francisco Goya
Pablo Picasso
Joan Miro
Michelangelo Buonarroti
Paul Gauguin
Edvard Munch
Salvador Dali
Van Gogh

Ünlü Türk Ressamları

Hoca Ali Rıza
Şeker Ahmet Paşa
Osman Hamdi Bey
Naci Kalmukoğlu
İbrahim Çallı
Nazmi Ziya Güron
Süleyman Seyit Bey

Türk Ressamlarının En Önemli Eserleri ve Fiyatları

Narlar ve Aynalar isimli eser.Ressam:Şeker Ahmet Paşa.Fiyat:1.3 milyon lira
Kablumbağa Terbiyecisi isimli eser.Ressam:Osman Hamdi Bey.Fiyatı 5 milyon lira
Rüstem Paşa Camii isimli eser.Ressam:Osman Hamdi Bey.Fiyatı 805 bin lira
İstanbul Hanımefendisi isimli eser.Ressam:Osman Hamdi Bey.Fiyatı 8 milyon lira
Halic isimli eser.Ressam:Naci Kalmukoğlu.Fiyatı:650 bin lira
Üsküdar isimli eser.Ressam:İbrahim Çallı.Fiyatı:600 bin lira
Adada Gezintiye Çıkan Kadınlar isimli eser.Ressam:İbrahim Çallı.Fiyatı:505 bin lira
Sokak manzarası isimli eser.Ressam:Nazmi Ziya Güron.Fiyatı:560 bin lira
Göl Kenarı isimli eser.Ressam:Hoca Ali Rıza.Fiyatı 500 bin
Kirazlar isimli eser.Ressam Süleyman Seyit Bey.Fiyatı 487 bin
Anchor Bottom Of Page